Türk İşi Girişimcilik
Türkiye’de son yıllarda çok daha sıkça duymaya başladığımız girişimcilik kavramı, gerçekten önemli değerler üretmemizi sağlayacak boyutlara ulaşmaya başlıyor. Özellikle genç arkadaşlarımız, fikirlerinin değerini ve bu fikirlerle neler başarabileceklerini, gayet iyi bir şekilde fark etmiş durumdalar. Ve bu farkındalık, yalnızca zihinlerindeki bir bilgi olmanın ötesine geçerek, çoğunlukla iradeye de dönüşerek ortaya zaman zaman çok kaliteli işler çıkarabiliyor.
Her başarılı girişimin ve girişimcinin kendine özgü bir hikâyesi olduğuna defalarca kez şahit olduk. Fakat bununla birlikte, neredeyse tüm başarılı girişimcilerin sahip olduğu bazı ortak ve değişmez değerler de var. Bunların başında yaptıkları işe olan tutkuları ve kendilerine çizdikleri yol haritasına olan sadakatleri geliyor.
Ülkemizdeki girişimcilik hikâyelerinin önemli bir kısmında girişimcilerimizin tutkusu had safhadayken, gerçek bir yol haritası çıkaramadıklarından dolayı, yapılan onca çalışma ve yatırım heba olabiliyor.
Muğla’nın Fethiye ilçesinde yaşayan kıymetli bir marangoz, ömrünü deniz tutkunu birisi olarak geçirip, yıllarca yat kamaralarında çalıştıktan ve emekli olduktan sonra 2012 yılında deniz tutkusu onu çağırmaya başlamış. Haliyle, bu çağrıya sessiz kalmayan 70 yaşındaki marangoz, kendi emekleriyle bir tekne yapmaya karar vermiş. Denize 300 metre uzaklıktaki evinin balkonunda zanaatını ortaya koymaya başlamış ve hiçbir makine kullanmadan her bir karışını elleriyle yaptığı teknesini 5 ayın sonunda denize çıkabilecek hale getirmiş. Bu raddeye kadar, gerçek bir tutkunun ve becerenin eseri olarak ortaya çıkan el yapımı tekne, bir sonraki aşamada büyük bir sorunla karşılaşmış.
10 bin liraya yakın bir harcama yaparak ortaya çıkardığı yarım tonluk teknesinin her küçük detayını planlayan deniz tutkunu, teknenin balkondan aşağı nasıl indirileceğini ne yazık ki öngörememiş. Teknenin yapıldığı balkonun baktığı dar sokağa girmeyi başaramayan iş makineleri, becerikli marangozun hayallerini bir anda suya düşürmüş. 2012 yılının Kasım ayında teknesini tamamlamayı başaran marangoz, tam 8 ay boyunca teknesini balkonda bekletmek zorunda kalmış. 2013’ün Haziran ayında, bir şekilde bu sokağa girebilecek nitelikte bir vinç bularak, teknesini en nihayetinde denize indirmeyi başarabilmiş.
Ülkemizdeki insanların belki de en önemli özelliklerinden birisi, yaptıkları işe olan derin tutkuları; öyle ki, bu tutku 70 yaşındaki bir marangoza bile çok zor bir işi başarmasını sağlayabilecek gücü ve azmi verebiliyor. Fakat bu güçlü tutkumuza rağmen eksik olan yanımız ise, yapmayı planladığımız işlerin yalnızca sonuçlarına odaklanarak, iş sürecimizi doğru biçimde planlayamıyor oluşumuz. 5 ayda, zanaatkâr bir çift elin emekleri neticesinde ortaya çıkan tekne, ancak 8 ayda denize inebiliyor.
Gerçek bir girişimcinin, tutkusunun ve hayalperest yapısının yanında, sahip olması gereken diğer özelliği, iş sürecini tam anlamıyla realist bir bakış açısıyla planlayabilmesi olmalı. Bir teknenin amacı denizde yüzmek ise, daha tek bir çivi çakmadan önce o teknenin denize nasıl ineceğini de hesaplayabilmek, gerçek girişimcinin sahip olması gereken bir kabiliyet. Aksi takdirde, verilen onca emek ve zaman nafile bir uğraştan öteye geçemeyebiliyor.
Türkiye’deki girişimcilik anlayışı her geçen gün daha da profesyonelleşiyor. Bu profesyonelleşme sürecinde genç girişimcilere başarıyı getirecek anahtar nokta, hayata geçirecekleri girişimlerinin istikametini doğru belirleyebilmeleri olacaktır. Yatırımcıların yapması gereken, yalnızca genç girişimlere maddi destek sağlamak değil, tecrübeleriyle bu girişimlerin gitmesi gereken doğru yolu tayin etmelerinde yardım etmektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder