27 Mayıs 2015 Çarşamba

Türk İşi Girişimcilik

Türk İşi Girişimcilik
Türkiye’de son yıllarda çok daha sıkça duymaya başladığımız girişimcilik kavramı, gerçekten önemli değerler üretmemizi sağlayacak boyutlara ulaşmaya başlıyor. Özellikle genç arkadaşlarımız, fikirlerinin değerini ve bu fikirlerle neler başarabileceklerini, gayet iyi bir şekilde fark etmiş durumdalar. Ve bu farkındalık, yalnızca zihinlerindeki bir bilgi olmanın ötesine geçerek, çoğunlukla iradeye de dönüşerek ortaya zaman zaman çok kaliteli işler çıkarabiliyor.
Her başarılı girişimin ve girişimcinin kendine özgü bir hikâyesi olduğuna defalarca kez şahit olduk. Fakat bununla birlikte, neredeyse tüm başarılı girişimcilerin sahip olduğu bazı ortak ve değişmez değerler de var. Bunların başında yaptıkları işe olan tutkuları ve kendilerine çizdikleri yol haritasına olan sadakatleri geliyor.
Ülkemizdeki girişimcilik hikâyelerinin önemli bir kısmında girişimcilerimizin tutkusu had safhadayken, gerçek bir yol haritası çıkaramadıklarından dolayı, yapılan onca çalışma ve yatırım heba olabiliyor.
Muğla’nın Fethiye ilçesinde yaşayan kıymetli bir marangoz, ömrünü deniz tutkunu birisi olarak geçirip, yıllarca yat kamaralarında çalıştıktan ve emekli olduktan sonra 2012 yılında deniz tutkusu onu çağırmaya başlamış. Haliyle, bu çağrıya sessiz kalmayan 70 yaşındaki marangoz, kendi emekleriyle bir tekne yapmaya karar vermiş. Denize 300 metre uzaklıktaki evinin balkonunda zanaatını ortaya koymaya başlamış ve hiçbir makine kullanmadan her bir karışını elleriyle yaptığı teknesini 5 ayın sonunda denize çıkabilecek hale getirmiş. Bu raddeye kadar, gerçek bir tutkunun ve becerenin eseri olarak ortaya çıkan el yapımı tekne, bir sonraki aşamada büyük bir sorunla karşılaşmış.
10 bin liraya yakın bir harcama yaparak ortaya çıkardığı yarım tonluk teknesinin her küçük detayını planlayan deniz tutkunu, teknenin balkondan aşağı nasıl indirileceğini ne yazık ki öngörememiş. Teknenin yapıldığı balkonun baktığı dar sokağa girmeyi başaramayan iş makineleri, becerikli marangozun hayallerini bir anda suya düşürmüş. 2012 yılının Kasım ayında teknesini tamamlamayı başaran marangoz, tam 8 ay boyunca teknesini balkonda bekletmek zorunda kalmış. 2013’ün Haziran ayında, bir şekilde bu sokağa girebilecek nitelikte bir vinç bularak, teknesini en nihayetinde denize indirmeyi başarabilmiş.
Ülkemizdeki insanların belki de en önemli özelliklerinden birisi, yaptıkları işe olan derin tutkuları; öyle ki, bu tutku 70 yaşındaki bir marangoza bile çok zor bir işi başarmasını sağlayabilecek gücü ve azmi verebiliyor. Fakat bu güçlü tutkumuza rağmen eksik olan yanımız ise, yapmayı planladığımız işlerin yalnızca sonuçlarına odaklanarak, iş sürecimizi doğru biçimde planlayamıyor oluşumuz. 5 ayda, zanaatkâr bir çift elin emekleri neticesinde ortaya çıkan tekne, ancak 8 ayda denize inebiliyor.
Gerçek bir girişimcinin, tutkusunun ve hayalperest yapısının yanında, sahip olması gereken diğer özelliği, iş sürecini tam anlamıyla realist bir bakış açısıyla planlayabilmesi olmalı. Bir teknenin amacı denizde yüzmek ise, daha tek bir çivi çakmadan önce o teknenin denize nasıl ineceğini de hesaplayabilmek, gerçek girişimcinin sahip olması gereken bir kabiliyet. Aksi takdirde, verilen onca emek ve zaman nafile bir uğraştan öteye geçemeyebiliyor.
Türkiye’deki girişimcilik anlayışı her geçen gün daha da profesyonelleşiyor. Bu profesyonelleşme sürecinde genç girişimcilere başarıyı getirecek anahtar nokta, hayata geçirecekleri girişimlerinin istikametini doğru belirleyebilmeleri olacaktır. Yatırımcıların yapması gereken, yalnızca genç girişimlere maddi destek sağlamak değil, tecrübeleriyle bu girişimlerin gitmesi gereken doğru yolu tayin etmelerinde yardım etmektir.

26 Mayıs 2015 Salı

MERSEDES KADİR...


O koca bir şehrin sevgilisi
İşte Mersedes Kadir'in hikayesi
Fotodaki kişinin ismi Kadir , Mersedes Kadir. Malatya' da yaşıyor. Akli dengesi yerinde değil ve bütün gün üstünde dolaştığı önünde Mercedes arması olan sopayı Mersedes'i zannederek yaşıyor.
Buraya kadar tamam. Anlatmaya bayıldığım kısmı bundan sonra başlıyor.. Koskoca bir şehir , Kadir'in Mersedes hayalini her şeyiyle sahiplenmiş durumda.. Kadir trafik ışıklarında duruyor, arabasını park ediyor, diğer arabalar trafikte ona yol veriyor, ona göre parkediyor. Bütün şehir o "Mersedes"in farkında! Kadir sopasını Mercedes servisine götürüyor, ustalar bütün ciddiyetleriyle arızaları anlatıyor, bir usta sopaya teyp takıyor, diğeri aynasını, armasını yeniliyor..
Sıkı durun; trafik polisleri yanlış yere parkettiğinde ya da 'çok hızlı gittiğinde' Kadir'e ceza yazıyorlar, zamanı geldiğinde muayeneye gönderiyorlar! Bir koca şehir, Malatya, Kadir'in hikayesini onunla birlikte yaşıyor.
Bir 'deli'nin sopasına göre yaşayan şehirlerin, sopayla, sapanla, satırla birbirlerini kovalayan şehirlere dönüşmesini gördükçe bu hikaye çok hoş gelir insanın kulağına..
Bir başka anı:
Bir gün mersedes kadir arabası(sopası) arızalandı diye sanayiye gider. Usta arızasını söyler ve 3 gün sonra gelip alabileceğini belirtir. Tabi mersedes kadir 3 gün sonra gelir usta daha işinin bitmediğini yarın gelmesini söyler. Mersedes kadir bu şekilde 2 hafta boyunca gider gelir. Bir gün yine gider sanayiye ama usta işinin daha bitmediğini söyler tabi mersedes kadir sinirlenir artık ve şunu söyler yeter artık yap şu arabayı 2 haftadır eve yürüyerek gidip geliyorum : )
Helal Olsun Malatya İnsanına...

24 Mayıs 2015 Pazar

'Zararın Boyutu Büyük'

'Zararın Boyutu Büyük'
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 4-6 Nisan ve 22-23 Nisan 2014 tarihlerinde kayısı üretiminin belkemiği olan Malatya’da yaşanan don olayının kayısıyı çok kötü etkilediğini bildirerek, “Malatya’nın yanı sıra diğer üretim merkezlerinde de don gerçekleşti. Geçen yıl don kayısıya büyük hasar vermişti. Bu yıl da kayısı dondan etkilendi. Bazı bölgelerimizde yüzde 60’lara varan ürün kaybı bekleniyor” dedi. Bayraktar “Üreticilerimizin uğradığı kaybın bir nebze olsun karşılanması, tarımsal üretimde sürekliliğin sağlanması açısından, tarım sigortasının düzenli olarak her yıl yaptırılması büyük önem taşımaktadır. Tarım sigortalarından beklenen faydanın sağlanabilmesi ve üreticilerimizin tarım sigortası talebinin artması için prim miktarları ve muafiyet oranları düşürülmelidir” diye konuştu.
“Zararın boyutu büyük, üretim yüzde 65 oranında düştü”
Bayraktar, yaptığı açıklamada,  2014 yılı Mart ayı sonunda yaşanan don zararı nedeniyle, 2013 yılında ise 780 bin ton olarak gerçekleşen Türkiye kayısı üretiminin, 2014 yılında yüzde 65,4 azalışla 270 bin tona gerilediğini vurguladı. İklimsel faktörlere bağlı olarak don olayının çok etkili olduğu dönemlerde kayısı rekoltesinde ciddi düşüşler yaşanabildiğine dikkati çeken Bayraktar, kayısı üretiminin 2000 yılında 530 bin ton, 2005 yılında 860 bin ton, 2010 yılında ise 450 bin ton olduğunu bildirdi. Bayraktar, 2014 yılında Mart ayı sonunda yaşanan don afeti nedeniyle kayısı üretiminin yarısından fazlasını karşılayan Malatya’da yüzde 90’ın üzerinde zarar meydana geldiğini ve diğer illerdeki düşüşle birlikte ülke üretiminin 270 bin tona gerilediğine dikkati çekti.
Kayısı dondan en çok etkilenen ürünler içinde
Nisan ayında gerçekleşen dondan en çok etkilenen ürünler içinde kayısının bulunduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Zararın boyutu büyük. Malatya ilinde geçen yıl ki kadar olmasa da yüzde 60’lara varan oranda zarar bekleniyor. Bu durum, 2014 yılında dibe vuran önemli ihraç ürünlerimizden biri olan kuru kayısı rekoltesinde düşüşe yol açacaktır.  
Türkiye’de, Karadeniz Bölgesinin çok nemli olan doğu kısımları ile kış soğukların çok şiddetli olduğu Doğu Anadolu Bölgesinin yüksek yaylaları dışında hemen her yerde kayısı yetiştiriliyor. Normal yıllarda üretimin yarıdan fazlası Malatya’dan sağlanıyor. Bu ilimizi Mersin, Kahramanmaraş, Elazığ, Iğdır, Isparta, Antalya ve Kayseri illerimiz izliyor.
Sofralık kayısı üretimi Mersin, Isparta, Antalya, Adana, Hatay illerimizde yapılırken, Malatya ilimizde üretilen yaş kayısının yüzde 90’ı kurutmalık olarak değerlendirilmekte, kurutulan kayısının da çok büyük bölümü ihraç edilmektedir. Malatya ili kayısı üretiminde ülkemizin ve dünyanın başkenti durumundadır.”
 “Tarım sigortası prim miktarları düşürülmelidir”
Kayısının da erken çiçek açan meyve türü olması nedeniyle ilkbahar geç donlarından etkilenmekte olduğunu vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“4-6 Nisan ve 22-23 Nisan 2014 tarihlerinde kayısı üretiminin belkemiği olan Malatya’da yaşanan don olayı kayısıyı çok kötü etkiledi. Malatya’nın yanı sıra diğer üretim merkezlerinde de don gerçekleşti. Geçen yıl don, kayısıya büyük hasar vermişti. Bu yıl da kayısı dondan etkilendi. Bazı bölgelerimizde yüzde 60’lara varan ürün kaybı bekleniyor En fazla zarar gören kesim yine üreticilerimiz...
Üreticilerimizin uğradığı kaybın bir nebze olsun karşılanması, tarımsal üretimde sürekliliğin sağlanması açısından, tarım sigortasının düzenli olarak her yıl yaptırılması büyük önem taşımaktadır. Tarım sigortalarından beklenen faydanın sağlanabilmesi ve üreticilerimizin tarım sigortası talebinin artması için prim miktarları ve muafiyet oranları düşürülmelidir. Üreticilerimiz düzenli olarak her yıl tarım sigortası yaptırması sağlanmalı, sigortanın önemi konusunda da bilinçlendirilmelidir.”
“İhracat geliri 350 milyon doları geçiyor”
Don afetinden zarar görenin sadece kayısı üreticisi olmayacağını, dünya kuru kayısı üretimi ve ticaretinin yaklaşık yüzde 75’ini yapan Türkiye’nin ekonomisinin de önemli bir kayba uğrayacağına dikkat çeken Bayraktar, “Yıllara göre değişmekle birlikte kuru kayısı ihracatımız 300, taze kayısı ihracatımız 40 milyon doların üzerindedir. Bu üründen 2013 yılında 314,1 milyon dolar kuru kayısı, 42,5 milyon dolarlık da taze kayısı olmak üzere 356,6 milyon dolarlık ihracat geliri elde eden Türkiye için kayısı çok önemli” dedi.
Dünya kuru kayısı ihracatının yaklaşık yüzde 80’i ise Türkiye tarafından yapıldığını bildiren Bayraktar, ülke ekonomisine önemli katkı sağlayan kayısıda iki yıl üst üste meydana gelen don nedeniyle mağduriyet yaşayan üreticilerin oldukça zor durumda kaldıklarını belirtti.
Üreticinin kaybının telafi edilmesi için yapılması gerekenler
Bayraktar, “üreticilerin kaybının telafi edilebilmesi, üretime devam edebilmelerinin sağlanması bakımından, dekar başına ödeme yapılmalı, düşük faizli kredi dışında, Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri ve diğer bankalardan yüksek faizle kredi kullanan üreticilerimizin borçları da ertelenmelidir” dedi.

21 Mayıs 2015 Perşembe

YAŞ KAYISI ÜRETİMİ 301.329 TON BEKLENİYOR...

301 bin 329 ton Bekleniyor
Malatya’da 2015 yılı tahmini yaş kayısı rekoltesinin 301 bin 329 ton olduğu bildirildi.  Bu rekoltenin 27 bin tonunun yaş olarak tüketileceği, geri kalan 274 bin ton kayısıdan yaklaşık 69 bin ton kuru kayısı elde edileceğinin tahmin edildiği kaydedildi.
Geçtiğimiz yıl 30-31 Mart tarihinde yaşanan don felaketinin kayısıya verdiği zarar nedeniyle yaş kayısı rekoltesi 30 bin tona düşerken, bu yıl tahmini rekoltenin 301 bin ton olduğu belirtildi. 
Malatya’da son yılların en yüksek rekoltesi 750 bin ton ile 2012 yılında gerçekleşmişti. 2013 yılında 413 bin tona düşen rekolte, 2014 yılının 30-31 Mart tarihlerinde yaşanan don felaketi sonucu 30 bin tona düşmüştü. 
Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Ali Selvi, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, Malatya Kayısı Araştırma İstasyon Müdürlüğü, Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası ve Ziraat Odası temsilcilerinden oluşan heyetin yaptığı rekolte tespit çalışmaları sonucunda tahmini yaş kayısı rekoltesinin 301 bin ton olarak tahmin edildiğini kaydetti. 
Ali Selvi’nin açıklaması şöyle: 
“Ülkemizde ticari manada kuru kayısı üretiminin % 90’ı dünya kuru kayısı üretiminin ise % 70’i İlimizde gerçekleşmektedir. Ayrıca ekolojik özelliklerinden dolayı renk, tat, koku, aroma ve kuru madde bakımından dünyanın en kaliteli kayısıları yine Malatya’da yetiştirilmektedir. Kuru kayısı ihracatından elde edilen yıllık ihracat geliri 300-350 milyon dolar seviyesinde olup, yaklaşık 40.000 aile geçimini kayısıdan sağlamaktadır.
İlimiz ekonomisinde önemli bir paya sahip olan kayısının yıllık üretimi (rekoltesi) başta üreticilerimiz olmak üzere, ihracatçılarımız, kayısı üretiminde çalışan İlimiz tarım işçileri, çevre illerden gelerek ilimizde çalışan tarım işçileri ve Malatya ekonomisine olan dolaylı katkısı nedeniyle de Malatya halkının tamamını ilgilendirmektedir. Kayısı ile ilgili olarak her yıl rekolte çalışmaları İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü öncülüğünde, kayısıyla ilişkili tarafların katılımı ile oluşturulan heyet marifetiyle yapılmaktadır. Bu heyet; İl Müdürlüğümüz, Malatya Kayısı Araştırma İstasyon Müdürlüğü, Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası ve Ziraat Odası temsilcilerinden oluşmaktadır. 
 Rekolte çalışmaları kayısının tomurcuklanmasından itibaren başlayıp, kayısı için tüm doğal risklerin sona erdiği Mayıs ayı sonuna kadar sürmektedir. Bu yıl özellikle Nisan ayı içerisinde değişik tarihlerde meydana gelen don zararından dolayı çukur yerler, taban araziler ve dere kenarlarında kayısıların çiçeklenme döneminde, bilhassa hacıhaliloğlu kayısı çeşidinde hasarın yüksek olduğu ve verimi olumsuz yönde etkilediği, yüksek yerlerde ise meyve tutumunun iyi olduğu tespit edilmiştir. İlimizde toplam 7.478.000 adet meyve veren kayısı ağacı bulunmaktadır. 2015 yılı kayısı rekoltesi 301.329 ton yaş kayısı olarak tahmin edilmiştir. Bu rekoltenin 27.229 tonunun yaş kayısı olarak tüketileceği tahmin edilmektedir. Geriye kalan 274.100 tonu kurutmalığa ayrılacak kayısı miktarıdır. Kurutmalığa ayrılacak bu kayısıdan yaklaşık olarak 69.000 ton kuru kayısı elde edileceği tahmin edilmektedir. İlimizde üretilen kayısının yaklaşık % 10’u yaş olarak değerlendirilirken % 90’ı kuru olarak değerlendirilmektedir. İlçeler bazında değerlendirme yapıldığında en fazla üretimin sırasıyla Akçadağ, Darende, Battalgazi, Yeşilyurt, Hekimhan, Doğanşehir, Kuluncak, Yazıhan, Pütürge, Doğanyol, Kale, Arguvan, Arapgir  ilçelerinde gerçekleşeceği tahmin edilmiştir."

20 Mayıs 2015 Çarşamba

Başarılı İnsanlarla Başarısız İnsanlar Arasındaki 7 Fark

running businessman
Çevremize baktığımızda arkadaşlarınızın bir kısmının hayatta başarılı olduğunu gözlemlerken diğer bir kısmının başarılı olamadığını ve hayata tutunmakta zorlandığını görürsünüz Neden bir kısım insanlar başarılı olurken diğerleri başarılı olamamaktadır…Başarılı insanlarla başarısız insanlar arasındaki farkı zeka, çevre, eğitim gibi faktörlere bağlayabiliriz. Ancak başarıyı etkileyen çok daha önemli faktörler… vardır ki bunlar kurduğumuz cümleler, hayallerimiz ve düşüncelerimizdir. Kısaca diyebiliriz ki  başarılı insanları başarılı yapan, kurdukları cümleler, hayaller ve düşüncelerdir.
Şimdi bunları kısaca görelim:
1. Keşke – Bundan Sonra Başarılı insanlarla başarısız insanlar arasındaki önemli farklardan biri olumsuz bir olayla karşılaştıklarından kurdukları cümlelerdir. Başarısız insanlar olumsuz bir olayla karşılaştıklarında “keşke” ile başlayan cümleler kurlar. “Keşke o işi şöyle yapmasaydım”, “Keşke şuna danışsaydım”, “Keşke daha dikkatli olsaydım” gibi cümleler kurarlar. Ancak bu cümleler yaşanan olumsuz olayın etkisini hafifletmez. Üstelik kişide bir suçluluk duygusu oluşturur. Ve kişiye herhangi bir gelişime sağlamaz. Bunun yerine başarılı insanlar “Bundan sonra” cümlesini kullanırlar. “Bundan sonra daha dikkatli olacağım”, “Karar alırken A şahsına danışacağım” gibi cümlelere yargı bildirir ve hedef gösterir. Böylece kişi geleceği için kendisine plan yapmış olur ve yaşadığı olumsuzluk durumundan ders çıkarmış olur.
2. Neden – Nasıl Başarılı insanlarla başarısız insanlar arasındaki farklardan biri de sordukları sorular arasındaki farktır. Olumsuz bir olayla karşılaşıldığında başarısız insanlar “neden”li sorular sorarlar. “Neden bunlar benim başıma geldi?”,”Neden denemede puanlarım düştü?”,”Neden işler bir türlü yoluna girmiyor?”. Bu cümlelerdeki neden kelimeleri olumsuzluğunun sebeplerini bulmaya yönelik kelimeler değil şikayet kelimeleridir. Başarılı insanlar ise olumsuz bir durumla karşılaştıklarında “Nasıl”lı sorular sorarlar. “Nasıl hareket edersem işleri daha iyi yürütebilirim?”, “Nasıl çalışırsam denemede puanlarım yükselir?” gibi cümleler kurarlar. Bu cümleler onları düşünmeye ve çözüm üretmeye sevk eder. Ve onlara yol göstererek başarının kapılarını aralar.
 3. Olumsuz Hayal – Olumlu Hayal Başarılı insanlarla başarısız insanların kurdukları hayaller de birbirinden çok farklıdır. Başarısız insanların hayalleri hep olumsuzdur. Hayallerinde işler hep ters gider, giriştikleri işi eline yüzüne bulaştırırlar ve hep kaybedecekleri korkusu ile hareket ederler. Bu konuda o kadar çok hayal kurarları ki sonunda kurdukları hayaller onların kaderi olur ve başarısız olurlar. Başarılı insanlar ise devamlı olumlu hayallar kurarlar. Bir işe girdiklerinde hayallerinde o işi başarırlar. Hep kazanmanın, başarılı olmanın hayallerini kurarlar ve bir süre sonra onların da hayalleri kaderleri olur.
4. Geçmiş Odaklı – Gelecek Odaklı Başarılı insanlarla ve başarısız insanların düşüncelerinin odaklandıkları yer de farklıdır. Başarısız insanların düşünceleri geçmişte takılı kalmıştır. Onlar geçmişte yaşarlar. Şu andaki başarısızlıklarını hep geçmişlerine bağlarlar. O başarısızlıkları tekrar tekrar yaşar morallerini bozalar. Başarılı insanlar da geçmişe bakarlar ancak onlar geçmişe sadece ders almak için bakarlar. Sonra düşüncelerini geleceğe çevirirler. Geçmişte yaptıklarından ders alarak geleceklerini inşa ederler. Geçmişteki olayları bir tecrübe olarak yorumladıklarından moralleri bozulmaz. Bilakis onlar her olumsuz deneyimden daha da güçlenmiş olarak çıkarlar.
5. İç Motivasyon – Dış Motivasyon Başarılı ve başarısız insanların motivasyon stratejileri de birbirinden çok farklıdır. Başarısız insanlar dıştan motive olan insanlardır. Yani bu kişiler birilerinin devamlı kendilerini motive etmesini beklerler. Başkalarının motivasyonu ve sözü ile harekete geçerler. İçlerinde kendilerini harekete geçirecek güç yoktur. Bu kişiler itmeyle hareket eden araba gibidirler. İten olmazsa hareketleri durur. Başarılı insanlar ise harekete geçmek için birilerinin motive etmesini beklemezler. Kendi enerjilerini kendileri üretirler ve kendilerini motive ederler. Bunu iç konuşmalarla yaparlar.
6. Problem Odaklı – Çözüm Odaklı Başarılı insanlarla başarısız insanlar arasındaki farklardan biri de probleme yaklaşım tarzlarıdır. Başarısız insanlar problemle yüzleşirken problemde takılır kalırlar. Bir türlü problemin ötesini düşünmezler. Problemi zihinlerinde yeniden canlandırıp morallerini bozarlar. Neden böyle bir problemin kendilerini bulduğunu sorgulayıp şikayetçi olurlar. Sonuçta problemin içinde boğulurlar. Başarılı insanlar ise bir problemle karşılaştıklarında bunu hayatın olağan bir durumu olarak kabul edip problemin zararlı etkilerini azaltacak ve kendilerini bu problemin içinden kurtaracak çözüm arayışlarına girerler. Zihinleri devamlı çözüm üretmekle meşguldür ve bulunan çözümlerden makul olanlarını seçerler ve hemen uygulamaya koyarlar.
7. Panik – Plan Başarılı insanlarla başarısız insanları ayıran önemli bir noktada istemedikleri durumla karşılaştıklarında verdikleri tepkilerdir. Başarısız insanlar olağandışı bir durumla karşılaştığında paniğe kalırlar, ne yapacaklarını şaşırırlar. “Eyvah”, “mahvoldum” gibi cümlelerle panik yaparak kontrolü kaybederler. Başarılı insanlar ise böyle durumlarda panik yerine plan yaparlar. Önlerinde kalan günleri hesaplayıp yapmaları gereken işleri de bir kenara yazarlar. Ve iyi bir planlama ile yapılması gereken işleri ve çözülmesi gereken problemleri zamana yayarlar. Bu şekilde olağanüstü durumun üstesinden gelirler.
Başarılı bir insan olabilmek için çevresel faktörler alyehinizde olabilir. Lakin sadece düşüncelerinizi, hayallerinizi ve kurduğunuz cümleleri değiştirmekle başarılı olmak noktasında önemli bir adım atabilirsiniz.

13 Mayıs 2015 Çarşamba


KAYISI YETİŞTİRİCİLİĞİ
Anavatanı Orta Asya, Batı Çin ve İran-Kafkasya olan kayısı, gerek ülkemizde gerekse, başta Akdeniz ülkeleri olmak üzere, birçok ülkede ekonomik olarak yetiştiriciliği yapılan önemli bir meyve türüdür. Dünyanın en önemli kayısı üretim merkezlerinden birisi de Anadolu’dur. Ülkemizde kayısı, Doğu Anadolu’nun kışları şiddetli soğuk geçen yüksek yerleri ile Karadeniz Bölgesi’nin çok nemli olan doğu kısımları dışında hemen hemen her ilde yetişebilmektedir.
EKOLOJİK İSTEKLER
İklim İsteği: Kışları nispeten soğuk, yazları sıcak olan bölgelerde yetişen kayısı meyvelerinin istenen kalitede olması için hava nispi neminin uygun düzeyde olması gerekir. Hava neminin çok düşük olması durumunda fazla meyve dökümü meydana gelmektedir. Hava nispi neminin yüksek ve yağışın fazla olması durumunda da çil ve monilya gibi hastalıkların etkisi daha şiddetli olmaktadır. Akdeniz ve Ege Bölgeleri, daha az sıcaklık toplamı isteyen çeşitler ile turfanda kayısı yetiştiriciliği için uygun bölgelerdir. Sıcaklık toplamının yeterli olmadığı yerlerde kayısı ağaçları zamanında çiçek açmadığı gibi meyvelerini de olgunlaştıramazlar.
Kayısı üretimini olumsuz etkileyen en önemli iklim faktörü ilkbahar geç donlarıdır. Çiçek ve küçük meyve dönemlerinde meydana gelen bu donlar, büyük ürün kayıplarına sebep olmaktadır. Akdeniz ve Ege Bölgeleri dışında etkili olan ilkbahar geç donlarını tamamen önlemek mümkün değildir.
Don zararının azaltılması için;
• Bahçe tesisi için soğuk havanın yoğunlaştığı vadi ve çukur alanlar tercih edilmemelidir.
• Donlara dayanıklı, geç çiçek açan ve kış dinlenmesi uzun olan çeşitler seçilmelidir.
• Don riski olan yerlerde ağaçlar mümkün olduğunca yüksekten taçlandırılmalıdır.
• Aşırı ve geç sulamalardan kaçınılmalıdır.
• Toprak işleme ya sonbaharda, ya da geç ilkbaharda yapılmalıdır.
• Ağaçlar iyi beslenmiş olmalı, zamansız ve fazla azotlu gübrelemeden kaçınmalıdır.
• Ağaçların zayıf düşmemesi için hastalık ve zararlılarla mücadele yapılmalıdır.
• Don olayının başlaması ile birlikte ağaç tacı üzerine küçük zerreler halinde su püskürtülmesi,
• Sap, saman ve eski lastikler yakılarak sisleme ve dumanlama yapılması, don sobaları ile bahçenin ısıtılması,
• Soğuk havanın büyük pervaneler ile karıştırılması gibi önlemler -2, -3 oC’deki donlara karşı etkili olabilmektedir.
Toprak İsteği: Kayısı ağacı; yarı sıcak ve sıcak bölgelerde, arazinin bol güneş gören güney yönlerinde, derin, geçirgen, az meyilli, sıcak ve besin maddelerince zengin, tınlı ve hafif kireçli, tınlı, kumlu tınlı ve humuslu topraklarda iyi gelişme gösterir ve meyve kalitesi artar.
Kayısı genellikle organik ve inorganik besin maddelerince yeterli olan topraklarda iyi gelişir. Çok fakir ve kuru topraklarda büyüme geriler ve verim azalır. Böyle topraklar iyi gübrelenmeli ve ihtiyaca göre sulanmalıdır. Ağır ve besin maddelerince zengin topraklarda ağaçlar, kuvvetli sürgünler meydana getirir, geç meyveye yatar, meyveleri iri, sulu ancak kuru madde miktarları düşük olur. Kayısı ağaçları nemli ve taban suyu yüksek, ağır killi topraklardan hiç hoşlanmazlar. Bu tip topraklarda kayısı ağaçları zamklanma hastalığına yakalanarak kısa sürede kururlar. Böyle topraklarda kayısı bahçesi tesis edilmemelidir.
BAHÇE KURMA
Ülkemizde Yetiştirilen Bazı Önemli Kayısı Çeşitleri
Kurutmalık olarak Hacıhaliloğlu, Kabaaşı, Soğancı, Çataloğlu, Çöloğlu, Sofralık olarak Hasanbey, Şalak (Aprikoz), Şekerpare, Şam, Turfanda İzmir, Tokaloğlu, Alyanak, Ethembey, Karacabey, Mahmudun Eriği, Adilcevaz 5, İri Bitirgen, Precoce de Tyrinthe, Precoce de Colomer, Canino, Luizet, Roxana, Ninfa, Aurora çeşitleri vardır.
Kayısı bahçesi kurulacak arazi, sonbaharda traktörle derin olarak sürülür ve ertesi sonbahara kadar dinlenmeye bırakılır. Fidan dikimleri, sonbaharda yaprak dökümünden başlayarak ilkbaharda tomurcuk kabarmasına kadar devam eder. Kış mevsiminin ılık geçtiği bölgelerde sonbahar dikimi tercih edilmeli, ancak kışı şiddetli soğuk geçen bölgelerde ilkbaharda dikim yapılmalıdır.
Fidan dikilecek çukurlar, sonbahar yağmurlarından ve dikimden 1.5-2 ay önce açılarak havalanması sağlanır. Fidan çukuru en az 60 cm derinlik ve 60 cm genişlikte açılır, taş vb. yabancı maddeler ile yabancı otlar ayıklanır. Fidan çukurları açılırken verimli üst toprak çukurun bir tarafına, alttan çıkan ham toprak başka bir tarafa konur. Bir ölçek bahçe toprağı + bir ölçek yanmış çiftlik gübresi + bir ölçek kum karıştırılarak hazırlanan dikim harcı çukurun dip kısmına konur. Dikimde her fidan için 10 kg yanmış çiftlik gübresi, 300 g amonyum sülfat, 200 g potasyum sülfat ve 200 g Triple süper fosfat verilmelidir.
Kayısı bahçesi tesis edilirken bir yaşlı fidanlar tercih edilmelidir. Dikilen fidanların aşı noktasının toprak seviyesinden yaklaşık 10 cm yukarıda kalmasına dikkat edilmelidir. Aşı noktasının toprak içinde kalması durumunda fidanın gelişmesi durur ve bir süre sonra kurumalar görülmeye başlar. Rüzgârlı alanlarda fidanların yatmasını engellemek ve rüzgâr etkisi ile kurumasını önlemek işin fidan dikiminde herek kullanılmalıdır. Dikim yerinin sağa veya sola kaymaması için fidanlar dikim tahtası kullanılarak dikilmelidir. Dikim işi bittikten sonra hemen fidanlara can suyu verilmelidir.
KÜLTÜREL İŞLEMLER
BUDAMA
Şekil Budaması Kayısı ağaçlarının düzgün ve kuvvetli bir taç oluşturması, ağaçlardan düzenli ve kaliteli ürün alınabilmesi için fidanlara dikimden itibaren uygun şeklin verilmesi gerekir.
Budama Budama, meyve ağaçlarının düzgün ve kuvvetli bir taç oluşturmalarını ve uzun yıllar verim çağında kalmasını sağlamak, kuvvetten düşmeye başlamış olan ağaçları yeniden kuvvetlendirerek, bir süre daha kaliteli meyve vermelerini sağlamak için yapılır. Budamalar, yapıldıkları dönemlere göre kış budaması ve yaz budaması olarak ikiye ayrılır.
Kışları ılık geçen yerlerde ağaçlar yapraklarını döküp, kış dinlenmesine girdikleri zaman budama için en uygun dönemdir. Ancak; kışı sert geçen yerlerde, şiddetli donlar geçmeden budama yapılmamalıdır. Meyve ağaçlarını budamak için en uygun zaman, sonbaharda yaprak dökümü ile ilkbaharda gelişmenin başlaması arasındaki dönemdir.
Yaz Budaması Yaz budamasından amaç, meyvelerin daha iyi renklenmelerini sağlamak, ağacın gelişmesini kontrol altına almak, kış aylarında yapılacak olan budama işlemlerini azaltmak ve hasat işleri ile kültürel etkinlikleri iyileştirmek ve kolaylaştırmaktır. Yaz boyunca meyve ağaçlarında sürgünlerin seyreltilmeleri, uç alma, eğme, bükme, dalların birbiriyle karşılıklı bağlanmaları ve açıların genişletilip daraltılmaları gibi yapılan işlemlerin tümüne yaz budaması denir. Meyve ağaçlarında yaz budaması, ilkbahar gelişme döneminin sonu ile yaz gelişme dönemi içerisinde, sürgünler odunlaşmaya başladıktan sonra yapılır. Genellikle ağaçlar üzerinde şekli bozan, büyümeleri istenmeyen dallar kesilerek çıkartılır ya da eğilip bükülür. Bazı dalların da açıları duruma göre genişletilip daraltılabilir. Kurutmalık kayısı çeşitlerinde çok gerekli olmamakla birlikte, sofralık çeşitlerde yaz budaması, meyvelerin iyi renk yapması açısından önemlidir.
Ürün Budaması Şekil verilmiş kayısı ağaçları verime yattıktan sonra fazla budama yapılmaz. Hastalıklı, kurumuş, kırılmış, üst üste binmiş ve taç içerisine ışığın girişini engelleyen dallar kesilir. Şiddetli budamalarda kayısı ağaçları zamk çıkarır, eğer kalın dal kesimine devam edilirse ağaç sararıp kuruyabilir. Mutlaka kalın dal kesimi gerekiyorsa, bunu 2-3 yıla yaymalıdır.
TOPRAK İŞLEME
Genel olarak sonbaharda pullukla 15-20 cm derinlikte bir toprak işleme yapılır. Böylece kış mevsiminde yağacak kar ve yağmurdan faydalanılarak, bunun bir kısmı toprakta tutulur. İlkbaharda ise nemin muhafaza edilebilmesi için daha yüzeysel bir toprak işleme yapılır. Bu amaçla şartlara göre kazayağı ve diskaro gibi aletler kullanılabilir.
İlkbaharda yapılan toprak işleme için, yabancı otların çıktığı ve meyvenin zeytin çekirdeği büyüklüğüne eriştiği dönem uygundur. Bundan önce yapılacak erken toprak işleme, hem yabancı otları yok etmez hem de çiçek ve meyve dökülmesine neden olur.
Kayısı bahçelerinde ağaç yakınındaki köklerin zedelenmemesi için özellikle kök bölgesinde derin toprak işlemeden kaçınılmalıdır. Son yıllarda kayısı ağaçlarının sulanması için ağaç taç izdüşümüne açılan çanaklara freze, çapa makinesi vb. ile toprak işleme yapılmaktadır. Bu şekilde işlenen toprağın yapısı bozulmakta ve altta sert ve geçirimsiz bir tabaka oluşmaktadır. Bu şekilde yapılan toprak işleme tavsiye edilmemektedir. Çanak sulama ile sulanan ağaçlarda çanak içerisini, 15-20 cm derinliğe kadar bel ile yapılan toprak işleme, hem toprak yapısının muhafazası hem de bitki için daha uygundur.
SULAMA
İklim koşulları, rakım ve ağaçtaki meyve yüküne bağlı olarak değişmekle beraber genel olarak kayısı ağaçlarında yılda 5-10 kez sulama yapılmaktadır. Sulamalara, sıcak ve kurak bölgelerde Mayıs sonu-Haziran ayı başında başlanır, Eylül sonu-Ekim başına kadar 15-20 gün aralıklarla devam edilir. Sulamaların tam olarak yapılmaması ve suyun erken kesilmesi ile ertesi yıl açan çiçek sayısı azalmakta, çiçek ve meyve dökümü artmaktadır.
GÜBRELEME
Kayısı, sert çekirdekli meyve türlerinden olup, topraktan oldukça fazla besin maddesi kaldırmaktadır. Kayısı yetiştiriciliğinde iyi bakım ve doğru gübreleme ile meyve verimi ve kalitesi iyi bir duruma getirilebilir.
Toprak derinliğinin yeterli olamayışı, drenaj bozukluğu, yüksek kireç, tuzluluk, toprak bünyesinin ağır olması, suyun tuzlu ve sert oluşu gibi faktörler de bitkinin gübrelemeye cevabını kısıtlar ve sağlıklı gelişmesini engeller. Bu nedenle bahçe tesisinden önce toprağın ve suyun iyi bir şekilde incelenmesi gerekir.
Toprak analizine göre fosforlu ve potasyumlu gübreler toprak yüzeyine serpilip pullukla toprağa karıştırılır. Toprak reaksiyonunu düzenlemek için gerekli kükürt ve kireç ihtiyacı da bu şekilde kullanılabilir.
Dikimde ahır gübresi kullanıldığında, ilk yıl azotlu gübrelemeye gerek yoktur. Azotlu gübre ikinci yıldan itibaren her bir yaş için 100-150 g % 21 N içeren amonyum sülfat verilmelidir. Fosforlu ve potasyumlu gübreler toprak analizine göre 2-3 yılda bir fidan başına 50 g triple süper fosfat, 100 g potasyum sülfat şeklinde verilebilir. Toprak reaksiyonu (pH) 7.5’ in üzerinde olduğu durumlarda azotlu gübre kaynağı olarak amonyum sülfat kullanılmalıdır.
Verim çağına gelen kayısı ağaçlarında sadece toprak analizi yeterli değildir. Yaprak analizlerinin de yapılması gerekir. Verim çağındaki ağaçlarda 2-3 yılda bir yaprak analizi gerekir. Yaprak analizi ağacın yeterli beslenip beslenmediğini belirten önemli bir göstergedir.
Ürüne yatmış meyve ağaçlarında, ağaçtan kaldırılan ürün miktarına göre gübre verilmesi gerekir. Ancak genel kural olarak; ağacın her yaşı için her yıl 100-150 g % 21 N içeren amonyum sülfat ile 2-3 yılda bir ağaç başına 0.5-1 kg triple süper fosfat ve 1-2 kg potasyum sülfat gübresi verilmelidir.
Azotlu gübreler ikiye bölünerek uygulanmalıdır. 2/3’si erken ilkbaharda (Mart) tomurcuk kabarma dönemi, çiçeklenmeden üç hafta önce, 1/3’i ilk suda (Mayıs) ayında meyve çekirdeği sertleştiği dönemde ağaç tacı içine serpilip toprakla karıştırılmalıdır.
HASAT, KÜKÜRTLEME ve DEPOLAMA
Hasat
Kayısı meyvelerin tümü ağaç üzerinde aynı zamanda olgunlaşmadığından, hasat kademeli olarak yapılmaktadır. Ağaçlarda önce üst dallardaki meyveler, sonra orta dallardaki, en son ise alt dallardaki meyveler olgunlaşır. Hasat bu olgunlaşma sırasına göre normal olarak 3 defada yapılmalıdır. Olgunlaşma; meyvelerin saptan kolay kopması, rengin sararması, meyvenin irileşmesi ve meyve etinin yumuşayıp sulanması ile anlaşılır.
Kayısı için en uygun hasat yöntemi el ile yapılan hasattır. Çünkü el ile yapılan hasatta meyveler kirlenmez ve zedelenmez. Ayrıca ham meyvelerin hasat edilmesi de önlenmiş olur. Silkeleyerek veya çırparak yapılan hasat, kayısıda yaygın olarak kullanılan diğer hasat yöntemleridir. Bu iki yöntemde de meyvelerin yere düşerken kirlenip zarar görmemesi için ağaç altına bez veya naylon bir örtü serilmelidir. Aksi takdirde direk toprak yüzeyine düşürülerek yapılan hasatta, meyveler yere düşerken ezilip patlamakta, hızla düşen meyvelerin içerisine toprak ve taş parçaları girmektedir. Bu da kurutma işlemi ve pazarlamada problemlere neden olmakta, meyve kalitesini düşürmektedir.
Çırparak yapılan hasatta, sopalarla dallara vurulduğunda bir sonraki yılın meyvesini verecek gözler ve dalcıklar zarar görmektedir. Ayrıca dallara sopa ile vurulması sırasında açılan yara yerleri hastalık ve zararlıların girmesine uygun ortam hazırlamaktadır. Bu yüzden el ile hasat yapmanın mümkün olmadığı durumlarda silkeleyerek hasat yapılmalı, çırpma usulü hasattan kaçınılmalıdır.
Kurutmalık kayısılar, ağaç üzerinde tamamen olgunlaşıncaya kadar bekletilmelidir. Ancak meyvelerin işlenmeyecek kadar fazla yumuşamamasına dikkat edilmelidir. Fazla olgun kayısılarda kükürtleme esnasında şıra akar ve kükürt alımı zorlaşır, renk kararır.
Ham olarak hasat edilen Hacıhaliloğlu kayısı çeşidinde 4 kg taze kayısıdan 1 kg kuru kayısı elde edilirken, olgun dönemde hasat edilen 3-3.5 kg taze kayısıdan 1 kg kuru kayısı elde edilmektedir.
Kayısı hasadı sabahın erken saatlerinde veya akşam serinliğinde yapılmalıdır. Bu saatlerde meyvenin daldan kopması daha kolaydır. Hasattan hemen önce yapılan sulama dalların gevşemesine, meyvede su oranının artıp şeker miktarının azalmasına neden olur.
Kükürtleme
Kayısı, kurutma sırasında rengi en çok değişen meyvelerden birisidir. Kükürtleme ile kurutma sırasında meyvede bulunan enzimlerin sebep olduğu renk değişimleri ve kararmalar engellenmektedir. Diğer taraftan; küf, maya, bakteri ve zararlıların çalışması engellenerek depoda uzun süre muhafaza edilmesine imkan sağlanmaktadır.
Depolama
Kuru kayısılar depoya konmadan önce elden geçirilerek kızarmış, bozuk şekilli olanlar ayrılmalıdır. Kurutulmuş meyveler hemen pazarlanmadığından muhafaza edilmeleri zorunludur. Kuru kayısı depolarının temiz ve havadar olması, böceklerin girmeyeceği şekilde pencerelerinin izolasyonunun yapılması gerekir.