13 Mayıs 2016 Cuma



“POZİTİF DÜŞÜNMEK YAŞAMINIZI DEĞİŞTİRİR”
İnsan beyninin bir bilgisayar gibi çalıştığını söyleyen psikolog Gülgün Sharafat, geçmişte yaşadıklarınıza bakış açınızı, zorluklar karşısındaki tutumunuzu pozitif yönde değiştirebileceğinizi ve bu değişimin hayatınıza yansıyacağını ifade ediyor. Sharafat’ın önemli bir tavsiyesi de var: “Sizi negatif etkilediğini düşündüğünüz insanlardan, olaylardan ve ortamlardan uzak durun. Sorumluluğunuz önce kendinizedir”
Günümüzde çoğu kişi hayatındaki problemlerle, sıkıntılarla mücadele etmekte zorlanıyor. Pozitif düşünce nedir? Bu zorluklara olumlu yönde bakabilmek midir?
Düşünce insan zihninin üretebildiği, değiştirebildiği, inceleyebildiği, analiz edebildiği bir ifadedir, bir yorumdur. Olumlu ise pozitif düşüncedir, olumsuz ise negatif bir düşüncedir. Hayatımızdaki sıkıntılar ve zorluklar olarak tanımladığımız olaylar herkesin başına gelebilir, hiçbirimiz hayatın içinde olabilecek zorluk ve sıkıntılardan muaf değiliz. Burada önemli olan ne yaşadığınız değil, yaşadıklarınız hakkında zihninizi yöneterek düşünme biçiminizdir. Buna sizin zihinsel ikliminiz diyelim. Bu iklim şartlarınızı sizin düşünceleriniz oluşturur. Bir örnekle açıklayacak olursak: İşinizi kaybettiğinizi varsayalım, bunu dünyanın sonu olarak düşünebilir, çaresizliğe odaklanabilir, intihar etmeye bile karar verebilirsiniz. Ya da aynı durumu bir fırsat, bir değişim şansı olarak görebilirsiniz. İlki pesimist (kötümser), kendinizi bir kurban olarak gördüğünüz bir bakış açısıdır; 2. si optimist, iyimser bir bakış açısıdır, sizi güçlendirir.
                Pozitif düşünce mi yoksa negatif düşünce mi daha güçlü etki eder kişiye?
Pozitif ya da negatif, aslında insana etki eden şey düşüncedir. Çünkü her düşünce zihinsel ikliminizi yaratır. İnsan beyni bu anlamda bir bilgisayar gibi çalışır, her düşünce beynin işleyişi açısından gerçekleştirilmesi gereken bir hedef olarak algılanır. Bir limon hayal ettiğinizde ağzınız sulanır, bir limon yerken de ağzınız sulanır. Böyle bakıldığında beyin aslında içinde ışığın bile olmadığı bir kara kutu gibidir; gerçeklerle değil, gerçekmiş gibi algıladığınız her şeye tepki vererek çalışır. Her düşünce beynin nöronlar arasında bağlantı kurarak bedeni ve tepkileri yönlendirdiği, biçimlendirdiği bir hedeftir. İşte bu nedenle olumlu düşünce diyoruz. Olumlu düşünce insanın zihninde yarattığı bu tepkiler açısından kim olduğunuzu, olaylarla nasıl baş ettiğinizi, neleri başarabileceğinizi belirler. Olumsuz düşünce ise sizi engeller, endişelendirir, kısıtlayıcıdır.
Pozitif düşünce yeteneği kişiliğinizden mi gelir? Sonradan öğrenilen bir şey midir? Pozitif düşünce pratiğini hayatımıza nasıl katarız?
Kişiliği insanın kendisine baktığı bir gözlük olarak düşünelim, bu gözlük yaşam boyu değiştirilebilir, geliştirilebilir. Bu anlamda olumlu düşünce yaratabilme becerisi kuşkusuz kişiliğinizle, deneyimlerinizle, öğrenmişliklerinizle ilgilidir. Geçmişte kişiliğimizin oluştuğu çocukluk dönemlerimizde edindiğimiz kalıplar, kendimiz ve hayatımızla ilgili olumlu düşüncelerimizi, inançlarımızı destekleyebilir ya da tem tersine köstekleyebilir. Burada önemli olan şudur: Kişiliğin değişime izin veren bir yapısı vardır ve yetişkinlik özgür iradenizle yeni deneyimler ve bakış açılarını fark edebildiğiniz ve bunları değiştirebildiğiniz bir dönem olduğu için değiştirilebilinir. Bu yüzden psikoloji diye bir bilim var. Geçmişte yaşadıklarınıza, kendinizi algılayışınıza yetişkin aklınızla bakış açınızı değiştirerek baktığınızda olumlu düşünmeyi başarırsınız.
Herhangi bir olay karşısında verilecek olumlu ve olumsuz tepkileri ve sonuçlarını daha net algılayabilmemiz açısından bize bu konularda birkaç somut örnek verebilir misiniz?
Çocukluk yıllarınızda içinde bulunduğunuz şartlar altında kendinizi eksik, yetersiz, zarar görmüş hissedebilirisiniz, kötü şeyler yaşamış olabilirsiniz. O yıllarda zihninizde oluşturduğunuz kalıplar, inançlar, kısacası düşünceler yetişkinlikte de devam ettiğinde beyniniz tüm bu düşünceleri kendi kendini gerçekleştiren bir kehanet gibi dönüp dönüp size yaşatır. Oysa bu yaşadıklarınızın o zamana, yani geçmişe ait bir bilgi olduğunu yetişkin aklınızla fark ederseniz, yalnızca düşüncelerin sizi değil, sizin düşünceleri yönetme beceriniz olduğuna, yani zihnin beyni yönetebilen bir yapısı olduğunu da fark etmiş olabilirsiniz. Pozitif Psikoloji bunu yapabilen insanlara “baş ediciler” diyor. Geçmişte yaşadıkları travmalara, tüm olumsuzluklara rağmen, yaşadıklarına bakış açılarını değiştirerek var olmayı, mutlu olmayı, sağlıklı ve tatmin edici bir yaşam sürdürmeyi başarıyorlar. Psikoloji biliminin bugün sahip olduğu bilgiler gösteriyor ki bu, bunu isteyen herkesin yapabileceği bir şeydir.
                Pozitif düşünceyle Polyannacılık aynı şey midir? Farklıysa hangi açılardan farklılık göstermektedir?
                Galiba Polyanna olmak birçok insan için iyimser, boyun eğici veya bir kurban gibi hayat karşısında ezik olmakla aynı anlamı taşıyor. Benim anlattıklarıma bakacak olursanız, pozitif düşüncenin, insanın kendi zihninin kontrolünün kendinde olduğunu fark ederek yaşam kalitesini, olaylarla baş etme becerisini ve gücünü artırmak üzerine odaklandığını görürsünüz. Pozitif düşünmeyi Polyannacılık olarak görmek, bu durumu sığ olarak algılamaktır.
                İşte ya da özel hayatımızda beklentilerimiz karşılanmadığında büyük bir hayal kırıklığı yaşıyoruz. Böyle süreçlerde pozitif düşünce nasıl işe yarar?
                Hayatın kontrolü bizde değil, hiç kimse yaşamda hangi beklentisinin gerçekleşeceğini, hangisinin gerçekleşmeyeceğini bilemez. Önemli olan olayları değil, olaylara verdiğimiz tepkileri değiştirebileceğimizi bilmektir. Farklı bakış açılarına, seçeneklere, hayatın size sunduğu diğer olasılıklara odaklanmak, kederlerinden kederlenmeyi bırakmak, olan her kötü şeye rağmen yaşamın güzelliklerini fark etmeyi sağlar. Yaşam uzun bir yolculuktur. Bugün yağan yağmur yarın yağmaz.
                Bir de tekrar eden sorunlarımız var. Hep aynı sorunları üs üste yaşıyoruz. Bunun önüne nasıl geçebiliriz?
                Tekrar eden sorunlarımız, değiştiremediğimiz bakış açılarımızın, düşüncelerimizin bir sonucudur. Bir yemek yapıp içine hep aynı şeyleri koyarsanız farklı bir tat almayı beklememeniz gerekir.
GÜNLÜK HAYATTA YAPILABİLECEK OLUMLU DÜŞÜNME PRATİKLERİ…
*Değiştirmeye çalıştığınız olumsuz bir kalıp, düşünce veya duygu seçin, belirli bir süre boyunca ikna olana kadar her gün, her aklınıza geldiğinde kasıtlı ve bilinçli bir şekilde bundan kurtulmayı başardığınızı ve yerine arzu ettiğiniz başka bir şeyi koyduğunuzu hayal edin. Zihninizde tüm ayrıntıları ile canlandırın. Hatta resmini yapın ya da kolaj(kesyap) çalışması, beğendiğiniz şeyleri kesip yapıştırın.
*Bunu yapmak için kendinize özel bir zaman ayırın, 15-20 dakika bile olur.
*Size heyecan veren, umut veren, kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan şeyleri hatırlatan eşya, obje, resim, kitap vb seçin. Evinizin bir köşesini bu minik hazinenizle düzenleyin. Ara sıra bir göz atın, bir şeyler ekleyin, çıkarın.  
*Başardığınız, değiştirdiğiniz şeyleri gösteren minik sembolleri ( eşya, obje vb.) bu köşeye ekleyin. Çılgın renkler, şekiller, dikkatinizi çeken şeyler olsun.
*Sizi negatif etkilediğini düşündüğünüz insanlarda, olaylardan ve ortamlardan uzak durun. Sorumluluğunuz önce kendinizdedir.
*Yeni bakış açınıza yakın bulduğunuz insanlarla daha yakın olun veya bir gruba, bir topluluğa katılın. Yeni bakış açıları, bilgileri öğrenmek için okuyun, araştırın.
*Her gün kendinizi iyi hissetmenizi, bazı şeyleri değiştirdiğinizi anlamanızı sağlayacak bir şey yapmayı alışkanlık haline getirin. Örneğin, kendinize bir minik hediye almak, yemediğiniz bir yemeği denemek, yürümediğiniz bir yoldan otobüsten yarı yolda inip yürümek gibi.
*Her gün aynaya bakıp kendinize “Seni seviyorum, burada olman önemli, bunu hep hatırla, senin burada olman bir mucize” deyin. Buna inanıp inanmamanız önemli değil, yeter ki her gün söyleyin.
*Aklınıza gelen bütün kötü düşünceleri silip atın. Ya da olumsuz düşünceler beyninizi sardığında kalkıp egzersiz yapın; beyin fiziksel aktivite sırasında saçmalamayı bırakır.
*Sizin için değerli olan şeyleri özenle seçin, onlardan vazgeçmeyin, onları takdir edin. Sahip olduklarınıza şükredin. Bu bazen derin nefes almak, bazen hep istediğiniz bir eşya, bazen bir bardak çaydır.
*Sevdiğiniz insanları “kendi değerlerinize” göre seçin ve ne yaparlarsa yapsınlar ya da kim ne derse desin onlardan asla vazgeçmeyin. Sevgi akılda değil, yürekte yetişen bir çiçektir.
*Bazı insanların da size tahammül etmek için uğraştıklarını unutmayın. Az konuşun, çok gülün, akıl istenmedikçe vermeyin.
*En önemlisi dünyaya bir çocuğun meraklı gözlerinden heyecanla ve yüreğinizden keyifle bakmayı unutmayın. Dünyanın hala yeni keşiflere ihtiyacı var.
*Aklınız karıştığında ya da üzüldüğünüzde gökyüzüne bakın. Orası içinde bulunduğumuz bu muazzam evrene açılan bir kapı ve sizin gibi hala nasıl ışıldadığını anlamayan milyarlarca yıldız var.