30 Eylül 2015 Çarşamba

Babaanne tarifleriyle girişimci oldu
 babaanne-tarifleri2

Fraser Doherty, genç bir girişimci. Babaannesinin yaptığı reçel tarifleriyle süpermarket raflarında kendine yer açan Doherty, şirketi SuperJam’i kurma fikrini 14 yaşındayken oluşturdu. İşe birkaç kavanozla başlayan Fraser Doherty, şimdi 24 yaşında ve her yıl 3 milyon dolar ciro elde ediyor. Ürünleri, 2 bin civarındaki süpermarketin raflarında tüketiciye sunuluyor. Ailesinin hayallerini gerçekleştirmesi için en büyük destekçisi olduğunu söyleyen Doherty, “Ailem hayatımda yapacağım en önemli şeyin, zevk aldığın bir işi yapmak olduğunu söyledi” diye konuşuyor.
SuperJam’in kurucusu Fraser Doherty’nin daha 14 yaşındayken büyükannesinin yaptığı reçeller ilgisini çekti. Bir gün büyükannesinden reçel tariflerini isteyen genç girişimcinin hayalinde bunları satmak vardı. “En büyük zorluk kendimi motive etmekti” diyen Fraser Doherty, bu tariflere çok inanıyordu. Yüzde 100 doğal meyve kullanılarak yapılan bu reçellerin, tüketici tarafından beğenileceğine emindi. İşte bu inançla yola çıkan genç girişimci, başarıya adım adım ilerledi. Kavanoz kavanoz işini büyüterek büyük bir süpermarket zincirine girmeyi başardı. 24 yaşında olan Fraser Doherty’nin girişimi SuperJam, şimdi dünya çapında aralarında Tesco, Wal-Mart ve Waitrose gibi şirketlerin de olduğu 2 bin süpermarkete ürün tedarik ediyor. Yılda 3 milyon dolarlık ciro yapan bir şirket olan SuperJam’in kuruluş hikayesi ve Fraser Doherty’nin yılmadan fikrini işe dönüştürme çabası yeni girişimcilere örnek olacak nitelikte. İşte bu nedenle Start Up, SuperJam’in hikayesini ve gelecek planlarını Fraser Doherty’e sordu. Genç girişimcinin sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:
Sizi bir girişimci olmaya ve SuperJam’i kurmaya iten neydi?
Kendi işimi kurmayı her zaman istedim. Bu, benim için asla zengin olmanın hayali değildi. Ben sadece her gün yapmaktan zevk alacağım bir şeyi bulmanın yolunu arıyordum. Büyük ihtimalle etrafımdaki yetişkinlerin zevk almadığı işleri yaptığını görüp ‘Daha iyi bir yol olmalı’ diye düşündüm. Ailem hayallerim konusunda çok büyük destek oldu ve hayatımda yapacağım en önemli şeyin zevk aldığım bir işi yapmak olduğunu söyledi.
Peki size daha 14 yaşında reçel yapıp bunları satmak için ilham veren ne oldu?
Bir akşamüstü, 14 yaşındayken büyükannemi ziyarete gittiğimde, o küçük mutfağında her zaman hatırladığım şekliyle reçel yapıyordu. Büyükannem İrlanda’da bir çiftlikte büyüdü ve her zaman en iyi reçelleri yapardı. Büyükanneme kendi tariflerini benimle paylaşmasını ve kendi kendime hobi olarak o reçellerden yapıp aynı zamanda komşulara ve marketlere satacağımı söyledim. Reçel yapmaya resmen aşık oldum ve 16 yaşındayken her gün reçel yapmak için okulu bıraktım. Çünkü kısa zamanda haftada bin kavanoz reçel yapmaya başlamıştım.
SuperJam’i kurarken yüzleştiğiniz zorluklar nelerdi? Bu zorluklarla nasıl başa çıktınız?
En büyük zorluk, kendimi motive etmemdi. O dönemde süpermarketler, fabrikalar ve diğer insanlar, benim fikrimin işe yaramayacağını söylüyordu. Süpermarketlerin ve fabrikaların nasıl çalıştığı hakkında hiçbir bilgim yoktu ama yüzde 100 meyveden oluşan çok güzel reçel yapmanın nasıl olduğunu biliyordum. Orada çalışan başarılı girişimcilerden ve şirketlerden tavsiyeler aldım. Bunların da ötesinde ilk girişimim olduğu için birçok farklı yöntemi denemeye uğraştım.
NASIL BİR STRATEJİNİZ VAR?
Küçük ölçekte başlayıp adım adım büyüme stratejisiyle hareket ediyoruz.
 “HER GÜN DAHA İYİSİNİ YAPACAĞIZ”
Super Jam için gelecek planlarınız neler?
SuperJam hala her gün büyüyor. Güney Kore’de büyük bir başarı yakaladık ve Çin ile Japonya’da lansman için hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Ayrıca markamı Türkiye’ye de getirmeyi çok isterim. Öte yandan yeni ürünler geliştirmeye devam ediyorum. Birkaç start up şirketine de yakınlarda yatırım yaparak katıldım. Her gün daha iyisini yapmaya odaklanıyoruz. Böyle yaparak doğru yöne doğru gideceğimizi düşünüyorum.
Girişiminizin başarılı olmasında etkili olan faktörler neydi?
Burada en önemli şey denemek. Birçok kişinin iş için fikri ve hayalleri var, ancak genellikle çok fazla denemiyorlar. Diğer insanların ne düşündüğünden korkmadan, sizin için doğru şey ne ise onu yapmak başarılı olmada en kilit nokta. Ben de böyle yaptım.
Reçellerinizi öncelikle evinizin mutfağında yaptınız, sonrasında üretim sürecini nasıl geliştirdiniz?
17 yaşındayken kendi reçel fabrikamı kuracak bir pozisyonum tabii ki yoktu. Bankadan kredi alamazdım ve ailemin o kadar parası yoktu. Ama ülkenin her yerine seyahat ederek bulabildiğim bütün reçel fabrikalarını gezdim. Burada birisini benimle çalışmaya ikna etmek için çalıştım. Çoğunluğu bana güldü ve “Hayır” dedi. Ve sonunda bana kapasitesinin bir kısmını ayıracak ve benim tariflerimi büyük kanallarda satmaya gönüllü olacak bir reçel fabrikası buldum.
Süpermarket raflarına girmek zordur. Raflarda reçellerin satılmasını nasıl sağladınız?
Süpermarketlere markanızı sokmak her zaman zor. Bu raflarda olmak isteyen ve oraya girmek için rekabet eden binlerce marka var. Benim girişimde ise “Alıcıyla buluşma günü” denilen platformda fikrimi tanıtma fırsatı bulmam etkili oldu. Burada İngiltere’nin en büyük süpermarket zinciri olan Waitrose’un ‘Senior Jam Buyer’ına fikrimi anlatmak için 10 dakikam vardı. Öncelikle hayır dediler ve bu fikrimin işe yaraması için neye ihtiyacım olduğunu anlattılar. Nihayet tariflerimde ve paket tasarımında birçok değişiklik yaptıktan sonra raflarında benim ürünlerimi denemek için ikna oldular.
“GİRİŞİMCİLER İŞ KURMAKTAN ASLA KORKMAMALI”
MENTORLUK ÖNEMLİ Benim gibi kendi işini kurmak isteyen girişimcilere korkmamalarını ve fikirlerini işe dönüştürürken çok az kaybetme şanslarının olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca onlara mentorluk yapacak, düşündükleri iş fikrini daha önce yapan kişilerden tavsiye almalarını öneririm.
İLHAM VERENLER En çok The Body Shop kurucusu Anita Roddick ile Ben and Jerry’s’in kurucuları Ben Cohen ve Jerry Greenfield’den ilham aldım. Bu kişiler, para kazanmak için işlerini en iyi şekilde yapmaya çaba gösteren girişimcilerdi. Özellikle toplum için yaptıkları benim için değerli. Bana göre de kazandıklarını topluma geri vermek önemli. Bu yüzden bakım evlerinde ya da yalnız yaşayan yaşlı insanlara özel yaptığımız ücretsiz çay partileri benim için önemli hale geldi.
GİRİŞİMCİLERİN SIKINTISI NE?
Birçok kişinin iş için fikri ve hayalleri var. Ancak genellikle çok fazla denemiyorlar.
İşiniz için sermayeyi nasıl yarattınız?
İş kurmaya başladığı sırada çoğu insan, sermaye için para ödünç almayı ya da yatırımcı tarafından desteklenmeyi ister. Benim durumumda ise küçük ölçekte başlayıp adım adım büyüme stratejim vardı. Önce 12 kavanoz, sonra 20, sonra 50 kavanoz reçel yaptım ve bu şekilde büyüdüm. Hiçbir zaman ödünç para almadım ya da hisselerimi yatırımcıya satmadım. Ayrıca ürünlerimi üretmeye ikna ettiğim fabrikayı ilk etapta yardımcı olması için bana uzun vadeli kredi verme imkanına da sahiptim.
Rekabette nasıl baş ediyorsunuz?
Normalde reçel, genellikle şekerden yapılıyor, yüzde 70 ya da 80’i böyle. SuperJam’inkiler ise yüzde 100 meyveden yapılan bir reçel. Markamızı tanıtmamızın en iyi yolu mağazalarda reçellerimizi test edecek çalışanları görevlendirmek. Çünkü herhangi birisi reçelimizi yediğinde, diğer reçelleri yemek istemiyor.


29 Eylül 2015 Salı






KAYISI FİYATLARI GEÇEN YILA GÖRE DÜŞÜK...




Fiyatlar Geçen Yılın Altında
Malatya'da geçen yıl dondan etkilenmesi nedeniyle fiyatların tavan yaptığı kayısıda bu yıl ürünün bol olması nedeniyle fiyatlar yüzde 60 oranında düştü.
Bu yıl kayısıda kaybın az olması nedeniyle fiyatlarda ciddi düşüş yaşandı. Geçen yıla oranla büyük fiyat farkının oluştuğu pazarda okulların açılacak olması nedeniyle de üretici ellerindeki kayısıları satmak zorunda kalıyor. Hem bayram hem de okul öncesi olduğu için kayısılarını pazara getiren köylüler ürünlerini 8-13 TL arasında satıyor.
Şire Pazarı’nda tezgahlarda gün kurusu kayısı 20 TL’den satışa çıkarılırken, bu fiyat geçen yıl iki katına çıkmıştı. Bu yıl kayısının olması nedeniyle fiyatlarında indiğini belirten esnaf, üreticinin kayısısını sabah 05.00 ile 09.00 arasında pazara getirdiğini ve uygun fiyata sattığını söyledi. Fiyatların yarı yarıya düştüğünü belirten esnaflar, kurban bayramı ile okulların açılacak olmasından dolayı üreticilerin ellerindeki mahsulü uygun fiyata sattığını belirttiler.

Pek çok insan gerçekleştirmek üzereyken vazgeçer.
Ancak karşılaştığın bir engelin, sonuncusu olmadığını
asla bilemezsin... CHUCK NORRIS
                          Sektörel Tecrübe Resimi


                                 PİCASSO'DAN BİR DERS...         

             Kadının biri Paris sokaklarında yürürken cadde üzerindeki bir kahvede resim çizmekte olan Picasso'ya rastlar.Yaptığının küstahlık olabileceğini hiç aklına bile getirmeyen kadın,Picasso'ya portresini çizmesini, karşılığında gereken ücreti vereceğini söyler.
               Picasso kabul eder. Birkaç dakikaya kalmadan orijinal bir Picasso resmi ortaya çıkıverir.
               Kadın "borcum nedir?" diye sorar.
               "Beş bin Frank"diye yanıt verir Picasso.
                Kadın,"Ama sadece üç dakikanızı verdiniz" diye kibarca itiraz edince,
                "Yo" der Picasso,"Hayatımı verdim."
     

8 Eylül 2015 Salı

Muhtar Kent: 1 trilyon cihaz 'web'e bağlanacak


Muhtar Kent: 1 trilyon cihaz 'web'e bağlanacak
Coca-Cola Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Muhtar Kent, herkesin mobil webe de odaklanması gerektiğini belirterek, "Mobil webin hızlanması, internetin hızlanması... bugünün uzmanları 2025 yılında 1 trilyon cihazın webe bağlı olacağı düşünüyor. Ticaretin her şeyi bu yoldan olacak" dedi.
G20 Genç Girişimciler İttifakı Zirvesi'nin "Girişimcilik: G20 ve B20 Gündeminde İlk Defa" başlıklı oturumunda konuşan Kent, sözlerine Hakkari'nin Dağlıca bölgesindeki terör saldırısını lanetleyerek başladı. Salonda bulunan genç iş adamlarının dünyanın farklı ülkelerinden geldiklerini dile getiren Kent, "Dinamik genç girişimcilere 'hoşgeldiniz' diyorum. Sizler hem hayal gücüne sahipsiniz. Aynı zamanda yapıyor, başarıyor ve her gün fark yaratıyorsunuz. Güç sizin elinizde. İşlerinizle çok olumlu bir etki yaratıyorsunuz. Sayısız insanın hayatını etkiliyorsunuz. Bu etki gelecekte de devam edecek" diye konuştu.
Kent, genç girişimcilerden "hiçbir zaman kendi güçlerini sorgulamamalarını, güçlerinden endişe etmemelerini" isteyerek, onların büyük bir ekonomik faaliyet içinde bulunduğunu, zenginlik ve istihdam oluşturduğunu, sosyal ve ekonomik alanda adalet sağladığını, yaptıkları her işte olumlu katkılar sunduklarını anlattı. Kendi işinin "tüketiciyi tanımak" olduğunu dile getiren Kent, "Tüketiciyi tanımak, tüketiciyi etkileyen trendleri bilmek zorundayız. Tüketicinin istekleri daima önemli olmuştur bizim için. Tüketici ile çalışan şirketler 21. Yüzyıl tüketici görüşlerine hazır olmalı" ifadelerini kullandı.
"Piyasada olanları değil olacakları bilmelisiniz"
Kent, piyasalarda şu anda neler olduğunu değil olacakları bilmek gerektiğini belirterek, teknolojinin tüketicinin bir sonraki isteğini anlamalarına yardımcı olduğunu söyledi. "Tüketicinin özel isteklerini de gözden kaçırmamamız gerekiyor. Bunları yaparsak gerçek ve sürdürülebilir bir rekabetçi avantaja sahip olabiliriz" diyen Kent, pazarlamanın hızla değiştiğini ve geliştiğini aktardı. Kent, markaların bugün artık monolog içinde olmadığını, tüketiciyle sürekli konuşması lazım gelen markaların onlarla diyalog kurması gerektiğini ifade etti. Markanın monolog ilişkisinin tüketiciden gelen mektupla, twitle, e-posta ile kesintiye uğrayacağını dile getiren Kent, önceden ürün hakkında iyi bir dağıtım ve Reklam sayesinde tüketiciden olumlu tepki alınabildiğini bildirdi.
Kent, "Bu dünün modeliydi. Artık yeni bir iş modeli var. Olumlu tüketici ifadelerini siz oluşturmalısınız. Tüketici sizin markanızdan, ürününüzden, şirketinizden, çalışanlarınızdan bahsetmeli ve bunu olumlu şekilde yapmalı. Kendi aralarında bile sizin hakkınızda konuşmalı. İşte etkili ve verimli bir pazarlama bugün ancak böyle olur" diye konuştu. "Kitle pazarlamasından bireysel pazarlamaya geçiliyor"
Kent, kitle pazarlamasından bireysel pazarlamaya geçildiğini belirterek, kitleden bireylere geçmenin tüketicinin zevkiyle yakından ilgili olduğunu söyledi. Bunu teknolojinin kolaylaştırdığını aktaran Kent, kendi şirketinde tüketicilerin marka ile bağlantı kurmalarını sağladıklarını bildirdi. Muhtar Kent, Coca Cola şişelerinin üzerinde tüketicinin ismi bulunduğunu anımsatarak, bu değişimin tüketicilerde büyük etki yarattığını anlattı. Piyasayı etkileyen makro etkenlerin ikiye ayrılabileceğini dile getiren Kent, "Birincisi makro güçler. Şirketlerin, markaların değişmesini etkileyen faktörler. İkincisi tüketiciyi yetkin hale getiren güçler" diye konuştu.
Kent, dünyadaki nüfusun giderek yaşlandığını, genç tüketici sayısının hızla arttığını, Batıdan Doğuya ekonomik gücün yayıldığını, su, sermaye, enerji gibi kaynakların giderek azaldığını kaydederek, tüketicilerin eskiye kıyasla bugün daha etkili olduğunu söyledi. Bütün dünyadaki çalkantılara rağmen orta sınıfın 800 milyon arttığını belirten Kent, "Mobil komplikasyonun artması dünyanın birbiriyle iletişim kurmasını sağladı. Finansal ruh, sosyal ve fiziki sağlıkgiderek önem kazandı. Bütün bu değişikliklere ilaveten makro trendlerin değişmesi sonucunda tüketiciye hitap eden markaların da rolü değişti" dedi. "Bir litre Coca Cola için bir litre suyu dünyaya geri vereceğiz"
Muhtar Kent, tüketicilerin sürdürülebilirliğe verdiği öneme değinerek, şöyle devam etti:
"Dolayısıyla şirketler olarak, sürdürülebilir bir şekilde kaynaklarımızı elde etmeliyiz. İmalatımızı, dağıtımımızı sürdürülebilir bir şekilde yapmalıyız. Hizmet ettiğimiz toplumlara böyle yaklaşmalıyız. Ancak o zaman markalarımızı parlatabiliriz. Bu bize bir fırsat getiriyor. Ürünleriniz için daha iyi bir bedel alma konusunda size yardımcı olacaktır. Bu nedenle benim şirketimde iş tarihimizde ilk defa 2015'te biz global olarak su konusunda nötr oluyoruz diye ilan ettik. Her ürettiğimiz bir litre Coca Cola'nın karşısında kaynakların tazelenmesi amacıyla bütün dünyaya bir litre suyu geri sunuyor olacağız. Yani kullandığımız su nötr olacak. Suyu tüketmeyeceğiz. Ayrıca giderek azalan diğer kaynakların da azalmasında dikkatli olacağız."
Kent, üzerinde durdukları "3 W" olduğunu belirterek, "su, kadın ve insanların sağlığı"nın ana konuları olduğunu aktardı. Bu üç ana konu hakkındaki faaliyetlerinden bahseden Kent, gittikleri bütün kıtalarda önceliklerinin değişmediğini söyledi.
"Marka bir vaattir, iyi bir marka sözünde durmanın sonucudur" Kent, markanın bir "vaat" olduğunu belirterek, iyi bir markanın sözde durmanın sonucu oluştuğunu bildirdi. Teknolojinin hızlanmasına değinen Kent, "Teknolojinin kabulü giderek artıyor ve teknoloji muazzam bir hızla gelişiyor. Televizyon, bilgisayar, iPhoneTwitter nasıl gelişti. Önceden yılları alan bir iş bugün birkaç gün içinde halledilebiliyor. Bugün dünyada 580 milyon twit atılacak. Günde 580 milyon 10 yıla kıyasla daha fazla bir ileti oluyor. Şu değişime bir bakın" diye konuştu.
Kentleşme konusuna da değinen Kent, hızla gelişen kentleşmenin markalar üzerindeki etkilerinden bahsetti. Muhtar Kent, herkesin mobil webe de odaklanması gerektiğini altını çizerek, "Mobil webin hızlanması, internetin hızlanması... Bugünün uzmanları 2025 yılında 1 trilyon cihazın webe bağlı olacağı düşünüyor. Ticaretin her şeyi bu yoldan olacak" ifadelerini kullandı.

1 Eylül 2015 Salı

YARATICILIK ÜZERİNE 20 YAŞINDAYKEN KEŞKE BİLSEYDİM DİYECEKLERİNİZ
Bugünkü siz, yirmi yaşındaki size "yaratıcılık" üzerine sohbet edecek olsa neler konuşurdu? Olgun siz, çömez size neler önerirdi?
İlk iş dünyasına atıldığınız, taze mezun olduğunuz çaylaklık döneminden bu yana yaratıcılık üzerine öğrendiklerinizi bir düşünün. Bu öğrendiklerinizi birileri size 20 yaşındayken tavsiye etseydi, zaman kazanmaz mıydınız? Belki şimdi sıra sizde… Yaratıcılığı artırmanın yollarını henüz kariyerinin başındakilerle paylaşma zamanı. 
Kevan Lee’nin Fast Company’de yayınlanan yazısında, kariyerinde belli bir yere gelmiş profesyoneller geriye bakmaya ve yaratıcılık üzerine edindikleri deneyimlerden ders çıkarmaya davet ediliyor. Amaç, bir taraftan kendi deneyimlerinden yola çıkarak daha yaratıcı ve üretken olmanın yollarını bir formül haline getirmek, diğer yandan yeni nesillerle yaratıcılıklarını ortaya çıkarmak ve geliştirmek için birkaç altın öneri oluşturmak. 
Tamamıyla hayal gücüne dayanan bir sahneyi gözünüzde canlandırın: 20 yaşlarındaki siz, şimdiki sizle karşı karşıya oturmuş, yaratıcılıkla ilgili sohbet ediyor. Şimdiki siz önerilerde bulunurken, 20 yaşındaki can kulağıyla dinliyor, yeri geliyor aklına yatmıyor, tartışıyorsunuz. Yeni fikirler nasıl aklınıza geliyor? Günün hangi saati, hangi aktiviteler sırasında hayal gücünüz nasıl daha açık oluyor? Kaliteli, iyi işler çıkarmak için nasıl bir ortam arıyorsunuz? 
Neler söylerdiniz?
Kevan Lee, 20’lerindeki kendini ve yıllar içinde edindiği deneyimlerle bugüne gelen 30’larındaki kendiyle karşılaştırarak, ne tür bir değişim geçirdiğine odaklanıyor. Hangi özellikler Kevan için önem kazandı? Yaratıcılık zaman içinde önem kazanan bir süreç ve özellik haline gelmiş. Ve 20 yaşındaki kendine önerilerde bulunduğu konu hep yaratıcılıkla yakından ilgili olmuş.
İşte Kevan'ın önerileri
1. SEN DE HERKES KADAR YARATICISIN
Birçok insanın ‘ben o kadar da yaratıcı değilim’ dediğini duyarsınız. Bu doğru değil! Sen yaratıcısın, açık yürekli, yoktan var eden, pırıl pırıl bir insansın. Yaratıcılığın ille edebiyat ve sanatla bağlantılı olması gerekmiyor. Senin yaratıcılığın çok farklı şekillerde ve alanlarda kendini gösterebilir. Ebeveynlik, ilişki kurmak, dolap düzenlemek, problem çözmek, ayakkabı bağlamak, yemek pişirmek vs. gibi birbiriyle hiç alakası olmayan günlük konulardan, kimsenin aklına gelmeyen alanlardan
örnekler gösterilebilir. Herkes ama herkes yaratıcı olabilir. Sevdiğin, ilgini çeken bir konuda farklı bir şeyler yap. Yaratıcılık kıvılcımları en basit formuyla içinde alevlenmeye başlayacaktır. 
2. YARATICI BİR İŞİN VEYA HOBİNİN GÜCÜNÜ HİÇBİR ZAMAN KÜÇÜMSEME
Yaptığın iş yaratıcılığını besliyor mu? Hayatının bazı bölümlerinde işin yaratıcı olmana imkân vermeyebilir. İşleri para kazandıran ve ruhunu besleyenler olarak ayırmak ve bu iki grubu dengelemek önemlidir. Bazı işler para kazanmana, günü kurtarmana yardım eder, diğerleri keyif alarak yaptığın, işini yaparken yeni şeyler öğrenip kendini geliştirdiğin işlerdir. İşi tamamladığında karşına çıkan ürünle gurur duyarsın. Kimi zaman hayatının belli dönemlerinde sıkıcı işlerin esiri olur, hafta sonlarını yaratıcılığını körükleyecek aktivitelerle doldurursun. Özgürce kendini ifade edeceğin sanatsal aktivitelere katılır, kafa dengi arkadaşlarla düşüncelerini paylaşırsın. Duygusal yönlerini farklı kitapları okuyarak, seyahatlere çıkarak, yeni insanlarla sohbet ederek zenginleştirirsin. Psikolojik araştırmalar bu gibi yaratıcı açılımları desteklemekte. Örneğin, San Francisco eyaletinin, çalışanların genel ruh halini ve performansını ölçümleyen bir çalışmasında, yaratıcı işlerde çalışanlar ve yaratıcı hobiler veya yan işlerle hayatlarını renklendirenlerle, sıkıcı monoton işlerde çalışanlar arasında büyük farklar olduğu saptanmıştır. Bu farkların başında, yardımcı olmak, grup çalışmasına açık olmak ve kendi işlerinde yaratıcı çözümlere başvurmak gelmektedir. Yan projeleri ve hobilerini işlerinin aksine, kafanı boşaltacak, riski az, baskısı az, yapmayı çok sevdiğin şeylerden seçmelisin. 
3. YARATICILIĞA ZAMAN YARAT; AYNI SAATTE, HER GÜN
Eğer daha yaratıcı fikirler üretmek istiyorsan, daha fazla sayıda fikir veya çözüm önerisi geliştirmek ve daha etkili bir yaratma sürecini uygulamaya geçirmek istiyorsan, planla ve pratik yap. Takvimine “yaratıcılık zamanı” bölümü ekle ve her gün bu zamanı yaratmaya ayır. Pratik yap ki yaratma süreci kaymak gibi kaysın. Fikirler yeni fikirleri doğursun. Sanatçıların ve yazarların bahsettiği ilhamı bekleyerek zaman öldürme, çalış. Belki ilham denilen o parlak fikirler yaratıcılığa ayırdığın zamanda gelmeyecek, günün en olmadık zamanında aklına harika bir fikir geliverecek ancak günlük yaratma sürecinin bu ilhamda çok önemli bir payı olacak. Farklı fikirlerin ön çalışmasını bu yaratma süreçlerinde yapıyor olacaksın, günün geri kalanında bilinçaltın bu fikirlerin üzerine işliyor olacak. Sonra, belki saatler, belki günler sonra birden o romantik bir şekilde ilham adını verdiğin şey gelecek, kapını çalacak. Sen bilmesen de, asıl tohumlar yaratma rutininde ekilmiş olacak. Beyin aktivitelerini hızlandıracak çalışmaları geciktirme, hemen yaratıcı zamanının adını kur. Sabah mı daha net düşünebiliyorsun? Her sabah yarım saatini beyin fırtınasına ayır. İstersen yürüyüş yaparken düşün, istersen çalışma odanda. Gece 12’den sonra mı en parlak düşünceler kapını çalıyor? 12-12:30 arası yaratma zamanın olsun. Adını koy ve usanmadan her gün fikir üret. 
4. LİMİTLERE SIKI SIKIYA SARIL
Hep tam tersi düşünülür ama aslında limitler insanı daha yaratıcı olmaya iter. Sonsuz, uçsuz bucaksız bir ufka baktığında nereye gideceğini tayin etmek daha zordur. Oysa ufukta görünen kara parçaları veya deniz varsa, yönünü daha kolay belirlersin. Kendi çevrende olan kısıtlamalar da benzer rotalar çizmende rol oynar. Kısıtlamalar zaman, kaynaklar veya enerji gibi çeşitli formlarda düşünülebilir. Twitter buna en güzel örneklerden biridir. Sadece 140 karakterde kendini ifade etmen beklenir. Kimi 6 kelime ile hatıralarını kaleme alır, kimi kitabını 5 kelimede tanıtır, bir diğeri güncel politik olaylarla ilgili gelişmeleri sıcağı sıcağına anlatır. Zaman kaybına, kelimeleri allayıp pullamaya yer yoktur. Herkes Twitter’da sadede gelir. Twitter’i en iyi kullananlar, 9 dakikaya en muhteşem başarılarını sığdıran TED konuşmacılarıdır, ham mumlardan birkaç dakika içinde bin bir şekil çıkaran zanaatkârlardır. Her koşulda, her kısıtlama içinde yaratıcılığa yer vardır. 
5. DENEMEK VE BAŞARISIZ OLMAK HER ZAMAN DENEMEKTEN İYİDİR
Bir şeyler yaratmaktan seni ne alıkoyuyor? Bir düşün. Birçoğumuzu alıkoyan yegâne şey “korku”dur. Yarattığımız şeyin, yeteri kadar iyi, farklı veya yeni olmaması korkusu. Yaratma sürecinde bu korkuyu yenmek en büyük adımdır. Öncelikle kendi kendine şunu söyle: Başarısız olmakta hiçbir sorun yok. Aslında, saçma sapan, garip, çirkin bir şey yapmanın kimseye zararı yok. Diğer insanların ne yaptığının veya düşündüğünün hiç önemi yok. Önemli olan sensin ve senin yaratıcılığın. Cognitive Surplus adını verdiği kitabında Clay Shirky yaratma işleminin, en aptal şeyi yaratsan da, önemli bir başarı olduğunu vurgulamakta. En saçma sapan gereksiz şeyi üretsen dahi, üretim sürecinin içine girmiş oluyorsun. Yaratıcı işlerde devasa bir spektrum var, vasatın altından olağanüstü ürünlere giden geniş bir aralık. Vasatın altı yaratıcılık çalışmalarının da spektruma dâhil olduğunu unutma. Vasattan iyiye minik adımlarla ilerleyebilir, yaratıcılığını zaman içerisinde geliştirebilirsin. Asıl uçurum, hiçbir şey yapmamakla bir şeyler yapmak arasında. 
6. EN İYİ FİKİRLERİNİ ÇÖPE ATMAYA HAZIR OL
Yazarlar arası sıkça kullanılan bir deyim vardır: En sevdiğin fikirleri öldür. Gerektiğinde en iyi fikirlerini feda etmeyi bilmelisin. Bazen muhteşem fikirler çok büyüktür, fikri okuyucuya bütünlüğüyle aktaramazsın. Büyüklüğünü kendi kafandaki ihtişamıyla gösteremeyince de, olan olur, o muhteşem fikir vasata indirgenir. Bunu hissettiğin anda, fikri öldür. Yeni fikirlere zihninde yer açılsın. 
7. TÜM FİKİRLERİ, İÇERİKLERİ, OKUDUKLARINI, GÖRDÜKLERİNİ SÜNGER GİBİ İÇİNE ÇEK
Sünger gibi içinde yaşadığın kültürü içine çek. Farklı şeyler deneyimle. Neyi sevip sevmediğine kendi deneyimlerinden yola çıkarak karar ver. Kendi zevklerini, sevdiklerini, sevmediklerini deneme yanılmayla keşfet. Bu yolda kendi yaratıcılığınla ilgili de birçok şeyin ayrımını yapıyor olacaksın.
8. SANA İLHAM VEREN ŞEYLERİ TOPLA
İlham kaynaklarını bul ve topla. Bazılarına insanlar, bazılarına yerler veya objeler ilham verir. Senin için ilham kaynağı neyse onu yanında götür veya ilham almaya oraya veya o kişinin yanına git. Ne zaman aklına harika bir fikir geldi, al notunu. Telefonun, not defterin, ajandan... Ne işe yarıyorsa senin için, onu kullan.
 9. YARATICILIK BAĞLANTILAR KURMAKTAN İBARET
Yaratıcılık, deneyim ve bilgi arasında akıllı ve mizaha yer veren bağlantılar kurmak demek. Yaratıcı insanlara bir şeyi nasıl yaptıklarını sorduğunda, gördüm, aklıma geldi veya bu zaten böyleydi ben sadece yardımcı oldum gibi basit cevaplar olduğunu göreceksin. Farklı deneyimleri gene farklı bir platformda bir araya getirmekten ibaret yaptıkları. 
10. BAŞKALARI SENDEN DAHA İYİ OLACAK VE BU ASLINDA İYİ BİRŞEY
Bazen başka birinin senden daha iyi bir iş yaptığını görünce her şeyi bırakıp gitmek istersin. Aslında, senin o odadaki veya şirketteki en iyi çalışan, en yaratıcı veya en akıllı kişi olman iyi bir şey değildir. Eğer senden daha parlak kişilerle aynı odada olursan, onların yetenekleri, düşünce üretme şekilleri, konulara yaratıcı yaklaşımları seni de bambaşka yerlere götürecektir. Çevreni sana ilham verecek, yeteneklerini tam potansiyel kullanmana destek olacak kişilerle donat. 
11. VE DE HERŞEYDEN ÖNEMLİSİ SEVDİĞİN ŞEYİ YARAT
Belki de genç bana vereceğim en değerli tavsiye: “Ne seviyorsan, onu yarat” olacaktır. Seni mutlu eden, motive eden, hayatına renk katan şeyler tasarla. Ne yaparsan yap, sevdiğin bir şey olsun.