4 Mart 2016 Cuma



EN ZENGİN 100 TÜRK’TEN 6’SI MALATYALI
·         “En Zengin 100 Türk” listesinde 4’ü dolar milyarderi 6 Malatyalı işadamı da yeraldı.
Forbes Türkiye’nin açıkladığı 2016 “En Zengin 100 Türk” listesinde 6 Malatyalı işadamı yeraldı. Listenin ilk sırasında 2.9 milyar dolarlık servetiyle işadamıMurat Ülker bulunurken, Malatyalı işadamları Erman Ilıcak ve Mustafa Küçük 2’şer Milyar dolarlık servetleriyle, listenin 5’inci sırasını paylaşıyorlar.
İLK 100’DEKİ 6 MALATYALI..
Forbes’in yayınladığı “En Zengin 100 Türk”listesindeki Malatyalıların sıralamaları, isimleri ve servetleri şöyle:
5’inci Sıra: Erman Ilıcak
2 Milyar Dolar
Servet Kaynağı: Rönesans Holding
Yaş: 47, Evli, 3 Çocuklu
Doğum Yeri: Malatya
5’inci Sıra: Mustafa Küçük
2 Milyar Dolar
Servet Kaynağı: Tema Holding (LC Waikiki)
Yaş: 51, Evli, 3 Çocuklu
Doğum Yeri: Malatya
14’üncü Sıra: Ahmet Çalık
1,3 Milyar Dolar
Servet Kaynağı: Çalık Holding
Yaş: 57, Evli, 4 Çocuklu
Doğum Yeri: Malatya
14’üncü Sıra: Mehmet Ali Aydınlar
1,3 Milyar Dolar
Servet Kaynağı: Acıbadem Sağlık Hizmetleri
Yaş: 58, Evli, 1 Çocuklu
Doğum Yeri: Malatya
80’inci Sıra: Vahap Küçük
450 Milyon Dolar
Servet Kaynağı: Tema Holding (LC Waikiki)
Doğum Yeri: Malatya
96’ncı Sıra: Adil Üstündağ
400 Milyon Dolar
Servet Kaynağı: Üstündağ Grup
Yaş: 63, Evli, 3 Çocuklu
Doğum Yeri: Malatya
Malatyalı 6 işadamından Erman Ilıcak, Mustafa Küçük, Ahmet Çalık ve Vahap Küçük‘ün Malatya‘da yatırımları bulunuyor.
TÜRKİYE VE DÜNYADA..
Türkiye’deki ilk 3 ise; Murat Ülker (2,9 milyar dolar), Hüsnü Özyeğin (2,6 milyar dolar) ve Ferit Şahenk (2,5 milyar dolar) olarak sıralandı.
Forbes’in açıkladığı listeye göre, dünyada Bill Gates 79.2 milyar servetiyle birinci oldu. Geçen yılın en zengini Carlos Slim 77.1 milyar dolarlık servetiyle ikinci, Berkshire Hathaway’in sahibi Warren Buffett 72.7 milyar dolarlık servetiyle üçüncü oldu.

4 Şubat 2016 Perşembe


CarrefourSA'da genel müdür değişiyor…

 carrefoursa.jpg
                 CarrefourSA'da, genel müdürlük görevinden 8 Şubat'ta ayrılacak olan Mehmet Tevfik Nane'nin yerine, Ziya Hakan Ergin atandı.
                CarrefourSA Carrefour Sabancı Ticaret Merkezi A.Ş.'nin, Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yayımlanan açıklamasında, şirketin Genel Müdürü Mehmet Tevfik Nane'nin 8 Şubat itibarıyla görevden ayrılmaya karar verdiği bildirildi.
                 Açıklamada, şirketin yönetim kurulu tarafından Nane'nin yerine, Ziya Hakan Ergin'in genel müdür olarak atanmasına karar verildiği kaydedildi. CarrefourSA Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Dinçer, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, Mehmet Nane ve yönetim ekibinin 2013 yılında koyulan büyüme hedefine planlanandan erken ulaştığını ifade etti.
                CarrefourSA'nın üç yıl önce vadettiği sıçramayı başarıyla gerçekleştirdiğini aktaran Dinçer, şunları kaydetti:"Bu sürede CarrefourSA markası canlandı, müşterisinin yeniden kalbini kazandı. Mehmet Nane'yi gösterdiği üstün liderlikten dolayı yönetim kurulumuz adına kutluyor ve teşekkürlerimi sunuyorum. Sabancı Holding'de 18 yılını dolduran ve son 12 yıldır beraber çalıştığım değerli arkadaşım, gelinen bu noktada kariyerinde yeni bir yolculuğa çıkmak için benden izin istedi. Bu bir bayrak yarışıdır. Şimdi Mehmet Nane, CarrefourSA bayrağını sektörün kendisi gibi saygın isimlerinden Ziya Hakan Ergin'e devrediyor. Mehmet Nane'ye bundan sonra üstleneceği görevlerde başarılar diliyorum. Hakan Ergin'in CarrefourSA bayrağını daha da yukarılara taşıyacağına inanıyorum."
Mehmet Nane ise CarrefourSA çalışanlarına ilettiği mesajında, "Değişim ve yenilik, bugüne kadarki yolculuğunda CarrefourSA'nın değişmez düsturlarından oldu. Bu sayede daha güçlü, daha büyük bir aile olduk. Şimdi CarrefourSA olarak yine bir değişim süreci yaşıyoruz. 8 Şubat tarihi itibarıyla CarrefourSA'daki genel müdürlük görevimden ayrılıyor ve bayrağı benden sonraki yönetime devrediyorum. Görev yaptığım 2,5 yıllık süreçte sevgi ve saygı üzerine kurduğumuz sağlam ilişkinin yeni yönetim döneminde de devam edeceğine yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı.

ZİYA HAKAN ERGİN KİMDİR?
Ziya Hakan Ergin, 1961 yılında Adana'da doğdu. Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümünde tamamlayan Ergin, askerlik görevini tamamladıktan sonra Profilo Holding (Bosch) bünyesinde çalışmaya başladı. Ergin, Eczacıbaşı Holding'de hızlı tüketim ürünleri birimine transfer olarak, dokuz yıl boyunca bu görevi sürdürmesinin ardından, 1994-1995 yılları arasında Eczacıbaşı Girişim Pazarlama Dağıtım Şirketinde genel müdürlük görevini üstlendi. Avon Türkiye'de Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Ergin, 1995 yılında Metro Cash and Carry'e katıldı, farklı ülkelerde 1 yıl boyunca süren bir eğitim ve oryantasyonu takiben Metro Cash and Carry Türkiye'de genel müdürlük görevine getirildi. Ergin, 27 Temmuz 2012 tarihinden bu yana CarrefourSA Yönetim Kurulunda Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi.


21 Ocak 2016 Perşembe


MUSTAFA VEHBİ KOÇ (1960-2016)

 mustafa koç ile ilgili görsel sonucu

Türk İş Dünyasının önde gelen ailelerinden Koç Ailesi çok değerli bir ferdini kaybetti. Geçirdiği kalp krizi sonrası hastaneye kaldırılan Mustafa Koç hayatını kaybetmiştir.

Koç Holding, geçirdiği kalp krizi nedeni ile hayatını kaybeden Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç'un cenazesi 24 Ocak 2016 Pazar günü öğle namazını müteakip Altunizade’deki Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tatbikat Camii’nden kaldırılacak ve Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki Aile Kabristanı’na defnedilecektir.

17 Ocak 2016 Pazar



 İNGİLTERE’NİN ÇİKOLATASINI SİLİVRİ’DE ÜRETİYOR

İngiltere’nin çikolatasını Silivri’de üretiyor
Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Ülker, şirket olarak 5 senelik hedefleri içerisinde iyi durumda oldukları pazarlarda daha iyi, yeni girmeyi düşündükleri pazarlarda da kısa sürede lider olmayı hedeflediklerini söyledi. Bu çerçevede sahibi oldukları şirketlerdeki Ar-Ge merkezleri arısında bir bağ oluşturduklarını ifade eden Ülker, “İnovasyonda sinerji oluşturmaya başladık. Çalışmalar sonuçlarını vermeye başladı. Ülker’de üretilmiş ve İngiltere’ye ihracı başlayacak olan Digestives’ın drajesi (Nibbles) Ülker’in çikolata fabrikasında, Silivri’de üretilmekte.” dedi.
Yıldız Holding ana odağı olan bisküvi ve çikolata şirketlerini ‘pladis’ adıyla, tek bir şirket çatısı altında birleştirdi. Yeni şirketin tanıtım toplantısında konuşan Ali Ülker, 2014 Kasım ayında United Biscuits’i satın alarak tamamıyla global bir oyuncu haline geldiklerini belirterek, farklı kültürler, farklı coğrafyalar da dahil olmak üzere büyük bir çeşitlilik barındıran yeni şirket Pladis’in tek bir şirket kültürü altında toplanmasının önemine vurgu yaptı. Ülker, “Bunu şirketimizde yeni lansmanını yaptığımız GOAL21 adındaki değerler bütünü ile gerçekleştireceğiz. GOAL21 bizim müşterine, sahaya yakın ol anlamına gelen GOYA yaklaşımımızı, 0 (sıfır) hata yani işimizde hedeflediğimiz mükemmel standartları, tüm şirket olarak tek bir hedefe odaklamayı ve tüm bunların bir sonucu olarak gelen liderliği ifade ediyor.” şeklinde konuştu.
Bu arada dünyanın ceşitli yerlerindeki enstitüler, laboratuarlarla işbirliğine girerek sadece mevcut imkânlarını değil, dış dünyanın da imkanlarını kullanarak ürünlerinin mühendisliğini ve teknolojisini geliştirdiklerini, böylece daha farklı lezzetlerle harmanlanmış ürünler ortaya çıkardıklarını anlatan Ülker, şunları söyledi: “Çok değerli AR-GE ekiplerimiz var, bu ekipleri bir araya getirerek bir AR-GE platformu üzerinde çalışmalarda şu ana kadar belli sinerjiler elde ettik. Pladis’in altında 27 adet Ar-GE merkezimiz var. Bunların en büyükleri Türkiye ve İngiltere’de. Burada 300’ü aşkın AR-GE uzmanımız çalışıyor. Sinerji çalışmaları ise sonuçlarını vermeye başladı bile. Ülker’de üretilmiş ve İngiltere’ye ihracı başlayacak olan Digestives’ın drajesi (Nibbles) Ülker’in çikolata fabrikasında Silivri’de üretilmekte. Bir başka sinerji örneği: Markalar farklı ama ürünler aynı olan Ülker Krispi Tırtıklı. İngiltere’de geliştirilmiş olan bir kraker teknolojisini yani Jacob’s Crinklys ürününü, kısa sürede Türkiye’ye adapte ederek, güzel bir tadı Ülker Krispi Tırtıklı adı altında ülkemize kazandırmış olduk. Hepimizin yakından tanıdığı Laviva bugün Amerika’daki tüketicilerle buluştu.”

16 Ocak 2016 Cumartesi

MURAT ÜLKER: NASİPSE ÜLKER’İ GLOBALE TERCÜME ETTİK…

Yıldız Holding bünyesinde bulundurduğu küresel şirketleri Ülker'le birleştirerek, yeni şirketin adını ‘Pladis’ yaptı. Murat Ülker, "Şirket yapımızı yeniden değerlendiriyoruz" dedi.
Yıldız Holding, bisküvi, çikolata ve kek sektöründe satın aldığı küresel şirketleri Ülker ile aynı çatı altında birleştirdi. Ülker, Godiva, McVitie’s ve DeMet’s şirketlerini ‘global hedefleri’ doğrultusunda birleştiren Grubun Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, şirketlerini 72 yıl önce kurarken de hedeflerinin global bir şirket olmak olduğunu belirtti.

'Dünyayı bölgelere ayırdık'
Ülker, şöyle devam etti: "Şirket yapımızı yeniden değerlendiriyoruz, yeniden organize oluyoruz. Dünyayı bölgelere ayırdık. Ve CEO’larımıza bu bölgeleri paylaştırdık. Mehmet, Muhammed ve Jeff bölge CEO’larımız olacak. Mehmet Tütüncü, Türkiye Ortadoğu, K.Afrika ve Türki Cumhuriyetlerden sorumlu. Mohamed Elsarky, global Godiva işimizin yanı sıra Amerika kıtası ve Japonya’dan mesul. Jeff van der Eems ise İngiltere, Kıta Avrupası ve Afrika’dan sorumlu olacak. Kalite ve inovasyon gurusu diyebileceğim Ali Ülker kendi sahasında global mesuliyet üstlenirken, Cem Karakaş da işin idaresinde bana yardımcı olacak. Çin, Rusya kısmen Güney Doğu Asya yeni kuracağımız ve geliştireceğimiz bölgeler olacak.”

'Pleiades takım yıldızı'
Ülker, "Basitçe ‘her ısırıkta tüm dünyaya mutluluk vadediyoruz.’ Bunu gerçekleştirmek için kurduğumuz global firmamızın adı Pladis. Pladis nereden icat ettiniz derseniz, aslında bu ismin özel bir manası yok. Fakat bana bir şey hatırlatıyor: Aztekler buna Maya diyorlar… Japonlar Subaru, İran’da Pervin… Arapçada Süreyya, bizde Ülker manasına gelen Latince yedi yıldızdan oluşan Pleiades takım yıldızı isminden ilham aldık. Yani nasipse Ülker’i globale tercüme ettik.”


16 Aralık 2015 Çarşamba

KAYISI ÇEKİRDEĞİNE İLGİ ARTTI…
Ceviz, badem, Antep Fıstığı ve fındık fiyatlarındaki artış kayısı çekirdeğine yaradı. Tüketici çerez fiyatlarındaki artış yüzünden kayısı çekirdeğine yöneldi.
Son yıllarda Antep Fıstığı, ceviz, badem ve fındık fiyatlarında ciddi oranda artış yaşanması, geçen yıllara göre fiyatı yüksek olsa da tüketicileri alternatif olarak kayısı çekirdeğine yöneltti.  
Piyasada fındık, ceviz ve bademin 40-50 liraya, Antep fıstığının ise iç olarak 60-70 liraya satıldığını gören tüketici, 25-30 lira arasındaki fiyatı dolayısıyla kayısı çekirdeğini daha çok tercih eder hale geldi. Bu da iç piyasada kayısı çekirdeğinin satışını artırdı.  
Malatya Ticaret Borsası Başkanı Gürsel Özbey, kayısının hem Malatya hem Türkiye hem de dünya açısından önemli bir ürün olduğunu söyledi.  
Türkiye olarak kayısının bütün nimetlerinden faydalanılmaya çalışıldığını belirten Özbey, bu sene kuru kayısı rekoltesinin 80 bin ton civarında olduğunu, bunun yaklaşık 15-20 bin tonunun kabuklu çekirdek, 4 bin tonun da iç çekirdeğe tekabül ettiğini aktardı.  
Bu yıl kayısıda da zirai don nedeniyle bir miktar etkilenme olduğunu anımsatan Özbey, rekolte düşük olduğu için bunun kayısı çekirdeği fiyatlarına da yansıdığını ifade etti. Kayısı çekirdeği fiyatlarının şu anda perakende olarak 25-30 lira civarında olduğunu aktaran Özbey, "Yıllık 5-10 bin ton civarında bir kayısı çekirdeği oluyor. Bunun da yüzde 80-85'i yurtdışına ihraç ediliyor. Genelde İtalya, Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelere ağırlıklı olarak kayısı çekirdeği ihraç ediliyor" dedi. 
Geçen sene tüketiciler ceviz yerine kayısı çekirdeği kullandı
Türkiye'de geçen sene tarım ürünlerinin rekoltesinin az olması nedeniyle ceviz, badem, fındık ve fıstık fiyatlarının yükseldiğini hatırlatan Özbey, şunları kaydetti: 
"Ülkemizde geçen yıl ceviz, badem, Antep fıstığı ve fındık rekoltesi biraz düşüktü. Ceviz, badem yerine alternatif ürünler düşünüldüğü zaman kayısı çekirdeği kullanılması neticesinde kayısı çekirdeği fiyatları da kendini korudu. Üreticimiz de bundan iyi gelir elde etmekte. Ceviz fiyatları 50 lira olunca kayısı çekirdeği 25-30 lira olunca tüketiciler ceviz yerine kayısı çekirdeği kullandı. Badem de 40-50 lira olunca bademin alternatifi ne olabilir? Kayısı çekirdeği olur. Tüketici bunu alternatif ürün olarak gördü. Bu yüzden fiyatlar üretici açısından makul seviyede seyrediyor."  
Kayısı çekirdeği ihracatının bu yıl artarak devam ettiğini vurgulayan Özbey, çerez olarak tüketilmesinin yanı sıra kozmetik alanında da kullanılan kayısı çekirdeği için pek çok ülkeden de talep geldiğini söyledi.  
Üreticilerin devamlı pazarda bulunmalarını öneren Özbey, üreticinin pazarı günlük takip etmeleri, arz ve talep dengesini korumaları sayesinde ürünlerini daha iyi değerlendirebileceklerini aktardı. 
"Satışlarımız arttı" 
Esnaf Ercan Öztürk de dünya piyasasında özellikle badem ve ceviz fiyatlarının yüksek olduğunu belirtti. Bunun da kayısı çekirdeği fiyatlarına yansıdığını dile getiren Öztürk, "Dünya piyasasında badem ve ceviz fiyatlarının yüksek olması bizde de çekirdek fiyatlarını yükseltti. Şu anda fiyatlar konusunda badem fiyatları 50-60 liradan seyrediyor, ceviz fiyatları yine öyle. Fındık da 50 lira civarında gidiyor ama fındık bu fiyatlarda da kalmaz daha da yükseleceğini düşünüyoruz. Kayısı çekirdeği fiyatları şu anda 20 ile 25 lira arasında değişiyor. Bunlar perakende fiyatlar, toptan bazda baktığımızda da bademe alternatif doğal çekirdeğimiz 20-25 lira arasında satılıyor" diye konuştu. 

Öztürk, piyasalardaki badem, ceviz ve fındığın fiyatlarının yüksek olmasının kayısı çekirdeğine tüketim anlamında da yaradığını vurgulayarak, "Badem, ceviz ve fındıkta fiyatlar yüksek olunca kayısı çekirdeğinde de bir yükseliş oldu. Satışlarımızda da önceki yıllara göre büyük bir artış var" dedi.  

9 Aralık 2015 Çarşamba

Yüksek fiyat tüketicilerin tercihini değiştirdi

Ebedi  LiderlikEBEDİ LİDERLİK

“Lider doğulur mu, yoksa olunur mu?” Tarih kadar eski bu soruya doyurucu bir cevap bulmak kolay değildir. Liderliğin zaman içinde değişen özellikleri, bu soruya cevap vermeyi zorlaştırır. Günümüzde sadece politik alanda ve iş hayatında değil, sivil toplum örgütleri ve spor kulüpleri dahil her türlü kurumda gerçek liderlere ihtiyaç duyulmaktadır. Somut ölçütler belirlenmediği için de, liderlik eğitimi ya lafta kalmakta, ya da verilen eğitim betimsel özellikler taşımakta ve amacına ulaşamamaktadır. 

Gerçek liderliğin içerdiği mücadele azmi, vizyon ve idealler, tarihin her döneminde ilham kaynağı olmuş ve kitleleri harekete geçirmiştir. Örneğin Atatürk’ün ülkenin en karanlık günlerinde ortaya koyduğu iyimserlik, kuvvetli bir karakter ve yılmadan çalışmak gibi “geleneksel” değer ve özellikler, hâlâ geçerliliğini sürdürmektedir. 

Romalı bir esir olan Spartaküs’ün 70 kişiyle başlattığı başkaldırı hareketi, 6 ay sonra 10 bin; bir yıl sonra da 100 bin kişiye ulaştı. Önceleri önemsenmeyen bu hareket daha sonra imparatorluğu tehdit eder duruma geldi. İlginç olan Spartaküs’e sadece esirlerin değil, - o günkü statüde esirlerden daha üstün ve özgür olan- köylülerin de katılmasıydı. Daha sonra Romalı bir asilin komutasındaki güçler, büyük güçlükle Spartaküs’ü yenmeyi başardı. Spartaküs’ü yenen ve o dönemde Roma’nın çok önemli bir şahsiyeti olan Crassus’un adını bugün hiç kimse hatırlamaz. Çünkü Crassus “kurnazlığı, fırsatçılığı, çıkarcılığı, ikiyüzlülüğü ve kaypaklığı” temsil ediyordu. Spartaküs’ün yaşadığı dönemde çevresinde böylesine bir güç toplamasının ve bugün de hatırlanmasının nedeni, sahip olduğu değerlerdir. Bu değerler, “eşitlik, adalet, özgürlük, paylaşma, kendinden çok çevresindekileri düşünmek”ti. 

Askeri tarih yazarı Freeman geleceğin liderlerine “işini bilmeyi, adam olmayı ve adamlarına sahip çıkmayı” öğütlemiştir. Zamandan ve kültürden bağımsız liderliğin belki de en yalın ve özlü tanımlarından biri, bu ifadede gizlidir. Bu ifadeyi günümüzün kavramlarıyla ortaya koymak istersek “işini bilme”nin mesleki yeterlilikle ilgili olduğunu, diğer özelliklerin ise kişilik, yetkinlik ve karakterle ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Baltaş Grubu olarak yaptığımız araştırmalardan ve deneyimlerimizden yola çıkarak bu kavramlara yetkinlik boyutunda “dinleme”yi, kişilik boyutunda da “karar ve kararlılığı” eklemeyi gerekli görüyoruz. 

İşini Bilmek 

“İşini bilmek”, sadece çok okumak ve “veri toplamak”la gerçekleşmez. Okuyarak edinilmiş bilgi, ancak soru sorulunca cevap vermeye ve “akıl satmaya” yarar. Kitap okuyarak bisiklete binmeyi veya gitar çalmayı öğrenmek mümkün değildir. Atalarımız bu durumu “Sokma akıl kırk adım gider” diyerek özlü bir şekilde ifade etmişlerdir. 

Verilerin (data) işe yarar kılınması, ancak bunlardan malumat (information), malumattan bilgi (knowledge), bilgiden de bilgelik (wisdom) elde etmekle mümkündür. Başka bir deyişle, öğrenilenlerin değer taşıması için, işlenmesi, hazmedilmesi ve özgün bir yorumla ortaya konması gerekir. İnsanları harekete geçirecek bir vizyona sahip olmak için entelektüel ve zihinsel birikim, bu birikimi yorumlayacak analitik zeka gerekir. Aksi takdirde ortaya koyulan vizyon değil, illüzyon olur. Tarih bu tür illüzyonların doğurduğu felaketlerle doludur. 

Adam Olmak 

“Adam olmak”, cinsiyetten bağımsız olarak kuvvetli bir kişiliğe ve değer sistemine sahip olmak, baskı altında bunlardan ödün vermemek, doğruluk ve dürüstlük–bir başka deyişle, özü sözü bir olmak-tır. 

Bir liderin kendisini koruması gereken en önemli duygu “kibir”dir. Yalnız başına kalıp sükûnet içinde biraz düşünen her insanın, “deryada zerre” olduğunu hissetmesi zor değildir. Ancak iktidarın gücü ve kişinin kendini aşırı önemsemesi, birçok liderin bindiği dalı kesmesine yol açan, kibir duygusunu doğurur. Kibrin her dinde en büyük günahlar arasında sayılmasının sebebi, kişinin hem kendisi hem de çevresi için yıkıcı sonuçlar vermesidir. 

Bir liderin aday olduğu veya bulunduğu pozisyonu doldurup dolduramayacağı konusuna iki soru ışık tutabilir. Birincisi “İşler iyi gitmediği zaman bu insana güvenilir mi?”; ikincisi de “Bu pozisyona gelmeden önce bu kişiyle ilgili fikriniz neydi?” Çünkü liderin çevresindeki veya onu izleyen birçok kişinin gözü, iktidar ışığından kamaşır ve gerçekleri göremez hale gelir. “Şeyh uçmaz, müritleri uçurur”, bunun halk arasındaki ifadesidir. 

Gerçek bir lider çevresine nitelikli insanları toplar. 2006 yılında katıldığım World Business Forum’da New York’un efsanevi Belediye Başkanı Rudolph Guilliani, uyguladığı altı liderlik ilkesinden birinin, “kendisinde olmayan özelliklere sahip insanları yakın çevresine almak” olduğunu söylemişti. Çevresine kendisinden daha iyi eğitimli, zeki, yakışıklı, ince zevkleri olan, hatta daha uzun boylu kişileri toplayarak onları yönetmek ve o insanların potansiyellerini ortak amaç için performansa dönüştürmek, gerçek bir olgunluktur. 

İş hayatındaki başarılı liderlik örneklerini konu alan ve çoğu üst düzey yöneticilere güzelleme niteliği taşıyan kitaplarda eksik olan boyutlardan biri, yöneticinin karakteriyle ilgili olan ahlaki boyuttur. Bu boyut, bu kitapları kaleme alanların kendi dünyalarında da bulunmadığı için, konu edilmez. 2008’in son çeyreğinde çıkan ekonomik krizin en önemli nedenlerinden biri budur. 

Adamına Sahip Çıkmak 

“Adamına sahip çıkmak”, “vefa”yla ilgilidir. İktidarı elinde bulunduranlar vefayı tek yönlü bir yol olarak görmeye ve bunu sadece çevrelerinden beklemeye meyillidir. Birçok yönetici, birlikte çalıştığı insanlara “kendi ihtiyaçlarını karşıladığı” ölçüde değer verir. 

Çalışanlar yöneticilerinin kendilerini önemsediğini bilirlerse ve zor durumda kendilerine destek olacaklarına inanırlarsa, yöneticilerini hayatlarının merkezine alırlar. Yöneticisinin kendisine değer verdiğini, onun sağlığıyla, sorunlarıyla ilgilendiğini bilen çalışan, kendini işine ve yöneticisine adar. (Örneğin savaş alanında alınan kararların sonuçlarının ölmek ve yaşamak anlamına geldiği durumlarda bu özelliğin önemi artar.) 

Dinlemek 

“Dinlemek”, liderlerde en sık görülen eksikliktir (bkz. Liderlik Davranışları Araştırması). Genel olarak liderler anlamaktan çok anlatmaya, dinlemekten çok konuşmaya eğilimlidirler. Kendilerine anlatılmak istenilenleri bildiklerini düşünürler ve zamanları çok dar olduğu için hemen sözü alarak, üstün fikirlerinden çevrelerindeki kişileri nasiplendirme yolunu seçerler. 

İyi dinlemek, insanların sadece söylediklerini değil, söylemediklerini de anlamaya imkân verir; hem karşı tarafı anlamayı mümkün kılar hem de ne yapılması ve ne söylenmesi gerektiğini ortaya çıkarır. 

Yöneticinin çevresindekileri dinlemesi, onlara samimi bir ilgiyle yaklaşması ve empati göstermesi anlamına gelir. Empati göstermek için kişinin karşısındakini kendisiyle eşit görmesi gerekir. Bu nedenle liderlik pozisyonundaki kişilerin empatik olması ender rastlanan, ancak bağlılık açısından büyük önem taşıyan bir özelliktir. 

Hangi işle meşgul olursa olsun, hangi alanda ve kurumda yöneticilik veya liderlik yaparsa yapsın, insanları etkileyerek yönetme sorumluluğu taşıyanların tarih bilmeleri gerektiğine inanıyorum. Çünkü tarih kişiye nasıl davranılması ve nasıl davranılmaması gerektiğini öğretir. Tarih, insanlar ve olaylarla, aynı zamanda sebep ve sonuçlarla ilgilidir. Bugün yaşadığımız olaylara bakarak hayata anlam yüklemek mümkün değildir çünkü yaşanan her olay, daha önce yapılmış ya da yapılmamış olanların sonucudur. Tarih bilmek, kişiye olayları bir bağlam içinde değerlendirme fırsatı verir. 

Karar ve Kararlılık 

Liderin en önemli özelliklerinden biri az bilgiyle, baskı altında, doğruya en yakın kararı verebilmesidir. Kararları ertelemek ve daha fazla bilgiye ihtiyaç duymak, verilecek kararı karar olmaktan çıkartıp meydana gelen duruma verilen tepkiye dönüştürür ve halk arasındaki “araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur” deyişini akla getirir. Bu durumda da “atı alan çoktan Üsküdar’ı geçer”. 

Karar verme açısından, geçen yüzyılın başı dahil olmak üzere, geçmiş dönemlerde liderliğin bugünkünden daha zor olduğunu düşünüyorum. Çünkü o dönemde kaynak, kayıt ve bulgular bugünkü kadar ayrıntılı ve düzenli değildi. Dolayısıyla bilgiye ulaşmak çok daha zordu. Bunun yanı sıra kitle iletişim araçlarıyla sağlanan “geniş topluluklara kısa zamanda etkili biçimde ulaşma imkânı” yoktu. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu öncesindeki 19 Mayıs 1919 – 29 Ekim 1923 arasındaki dönemi düşünürseniz ortaya çıkan sonucun önceden kestirilmesinin ne kadar imkânsız olduğunu görürüz. Bandırma Vapuru’na binmesi, bildiğimiz kadarıyla, Mustafa Kemal’in aldığı tek hesaplanmamış risktir ve burada da şansı yardım etmiştir. Vapurun İngilizler tarafından batırılacağı bilgisi Rauf Orbay tarafından kendisine verildiği halde Mustafa Kemal bu riski almış ve yolculuğa çıkmıştır. 

Efsanevi satranç ustası Kasparov’a göre, karar süreci her insanın parmak izi kadar özeldir. Kararla ilgili yöntemler bir dereceye kadar öğrenilebilir ancak “karar ve kararlılık” kişilikle çok yakından ilişkilidir ve ancak kişinin bu alandaki potansiyeli ölçüsünde geliştirilebilir. 

Kişilik açısından karar verme becerisini en çok etkileyen iki özellik iç uyum ve tedbirliliktir. Etkili karar için ortalamanın üzerinde bir iç uyum ve ortalama düzeyde tedbirlilik gerekir. Düşük iç uyum yüksek tedbirlilik karar vermeyi zorlaştırır. Buna karşılık yüksek iç uyum düşük tedbirlilik hesaplanmamış riskler içeren kararlar alınmasına neden olur. 

Sonuç 

Başlangıçtaki soruyu geri dönerek sıraladığımız liderlik özelliklerinden adam olmak başlığı altında ele aldığımız yüksek ahlak standartlarına ve etkili karar sürecine sahip olmak sonradan kazanılacak özellikler gibi gözükmemektedir. Buna karşılık belirli bir alanda uzmanlık geliştirmek, dinlemek ve adamına sahip olmak için vefa duygusu geliştirmek kişi kendini geliştirmek istediği ve zaaflarını erdem kabul etmediği ve kendisini geri bildirimlere açık tuttuğu takdirde geliştirilebilecek özellikler gibi gözükmektedir. 

Prof. Dr. Acar Baltaş