“POZİTİF DÜŞÜNMEK YAŞAMINIZI DEĞİŞTİRİR”
İnsan
beyninin bir bilgisayar gibi çalıştığını söyleyen psikolog Gülgün Sharafat,
geçmişte yaşadıklarınıza bakış açınızı, zorluklar karşısındaki tutumunuzu
pozitif yönde değiştirebileceğinizi ve bu değişimin hayatınıza yansıyacağını
ifade ediyor. Sharafat’ın önemli bir tavsiyesi de var: “Sizi negatif
etkilediğini düşündüğünüz insanlardan, olaylardan ve ortamlardan uzak durun.
Sorumluluğunuz önce kendinizedir”
Günümüzde çoğu kişi hayatındaki
problemlerle, sıkıntılarla mücadele etmekte zorlanıyor. Pozitif düşünce nedir?
Bu zorluklara olumlu yönde bakabilmek midir?
Düşünce
insan zihninin üretebildiği, değiştirebildiği, inceleyebildiği, analiz
edebildiği bir ifadedir, bir yorumdur. Olumlu ise pozitif düşüncedir, olumsuz
ise negatif bir düşüncedir. Hayatımızdaki sıkıntılar ve zorluklar olarak
tanımladığımız olaylar herkesin başına gelebilir, hiçbirimiz hayatın içinde
olabilecek zorluk ve sıkıntılardan muaf değiliz. Burada önemli olan ne
yaşadığınız değil, yaşadıklarınız hakkında zihninizi yöneterek düşünme biçiminizdir.
Buna sizin zihinsel ikliminiz diyelim. Bu iklim şartlarınızı sizin
düşünceleriniz oluşturur. Bir örnekle açıklayacak olursak: İşinizi
kaybettiğinizi varsayalım, bunu dünyanın sonu olarak düşünebilir, çaresizliğe
odaklanabilir, intihar etmeye bile karar verebilirsiniz. Ya da aynı durumu bir
fırsat, bir değişim şansı olarak görebilirsiniz. İlki pesimist (kötümser),
kendinizi bir kurban olarak gördüğünüz bir bakış açısıdır; 2. si optimist,
iyimser bir bakış açısıdır, sizi güçlendirir.
Pozitif
düşünce mi yoksa negatif düşünce mi daha güçlü etki eder kişiye?
Pozitif ya
da negatif, aslında insana etki eden
şey düşüncedir. Çünkü her düşünce zihinsel ikliminizi yaratır. İnsan beyni bu
anlamda bir bilgisayar gibi çalışır, her düşünce beynin işleyişi açısından
gerçekleştirilmesi gereken bir hedef olarak algılanır. Bir limon hayal
ettiğinizde ağzınız sulanır, bir limon yerken de ağzınız sulanır. Böyle
bakıldığında beyin aslında içinde ışığın bile olmadığı bir kara kutu gibidir;
gerçeklerle değil, gerçekmiş gibi algıladığınız her şeye tepki vererek çalışır.
Her düşünce beynin nöronlar arasında bağlantı kurarak bedeni ve tepkileri
yönlendirdiği, biçimlendirdiği bir hedeftir. İşte bu nedenle olumlu düşünce diyoruz.
Olumlu düşünce insanın zihninde yarattığı bu tepkiler açısından kim olduğunuzu,
olaylarla nasıl baş ettiğinizi, neleri başarabileceğinizi belirler. Olumsuz
düşünce ise sizi engeller, endişelendirir, kısıtlayıcıdır.
Pozitif düşünce yeteneği kişiliğinizden mi
gelir? Sonradan öğrenilen bir şey midir? Pozitif düşünce pratiğini hayatımıza
nasıl katarız?
Kişiliği
insanın kendisine baktığı bir gözlük olarak düşünelim, bu gözlük yaşam boyu
değiştirilebilir, geliştirilebilir. Bu anlamda olumlu düşünce yaratabilme
becerisi kuşkusuz kişiliğinizle, deneyimlerinizle, öğrenmişliklerinizle ilgilidir.
Geçmişte kişiliğimizin oluştuğu çocukluk dönemlerimizde edindiğimiz kalıplar,
kendimiz ve hayatımızla ilgili olumlu düşüncelerimizi, inançlarımızı
destekleyebilir ya da tem tersine köstekleyebilir. Burada önemli olan şudur:
Kişiliğin değişime izin veren bir yapısı vardır ve yetişkinlik özgür iradenizle
yeni deneyimler ve bakış açılarını fark edebildiğiniz ve bunları
değiştirebildiğiniz bir dönem olduğu için değiştirilebilinir. Bu yüzden
psikoloji diye bir bilim var. Geçmişte yaşadıklarınıza, kendinizi
algılayışınıza yetişkin aklınızla bakış açınızı değiştirerek baktığınızda
olumlu düşünmeyi başarırsınız.
Herhangi bir olay karşısında verilecek
olumlu ve olumsuz tepkileri ve sonuçlarını daha net algılayabilmemiz açısından
bize bu konularda birkaç somut örnek verebilir misiniz?
Çocukluk
yıllarınızda içinde bulunduğunuz şartlar altında kendinizi eksik, yetersiz,
zarar görmüş hissedebilirisiniz, kötü şeyler yaşamış olabilirsiniz. O yıllarda zihninizde
oluşturduğunuz kalıplar, inançlar, kısacası düşünceler yetişkinlikte de devam
ettiğinde beyniniz tüm bu düşünceleri kendi kendini gerçekleştiren bir kehanet
gibi dönüp dönüp size yaşatır. Oysa bu yaşadıklarınızın o zamana, yani geçmişe
ait bir bilgi olduğunu yetişkin aklınızla fark ederseniz, yalnızca düşüncelerin
sizi değil, sizin düşünceleri yönetme beceriniz olduğuna, yani zihnin beyni
yönetebilen bir yapısı olduğunu da fark etmiş olabilirsiniz. Pozitif Psikoloji
bunu yapabilen insanlara “baş ediciler” diyor. Geçmişte yaşadıkları travmalara,
tüm olumsuzluklara rağmen, yaşadıklarına bakış açılarını değiştirerek var
olmayı, mutlu olmayı, sağlıklı ve tatmin edici bir yaşam sürdürmeyi
başarıyorlar. Psikoloji biliminin bugün sahip olduğu bilgiler gösteriyor ki bu,
bunu isteyen herkesin yapabileceği bir şeydir.
Pozitif
düşünceyle Polyannacılık aynı şey midir? Farklıysa hangi açılardan farklılık
göstermektedir?
Galiba
Polyanna olmak birçok insan için iyimser, boyun eğici veya bir kurban gibi
hayat karşısında ezik olmakla aynı anlamı taşıyor. Benim anlattıklarıma bakacak
olursanız, pozitif düşüncenin, insanın kendi zihninin kontrolünün kendinde
olduğunu fark ederek yaşam kalitesini, olaylarla baş etme becerisini ve gücünü
artırmak üzerine odaklandığını görürsünüz. Pozitif düşünmeyi Polyannacılık
olarak görmek, bu durumu sığ olarak algılamaktır.
İşte ya da özel
hayatımızda beklentilerimiz karşılanmadığında büyük bir hayal kırıklığı
yaşıyoruz. Böyle süreçlerde pozitif düşünce nasıl işe yarar?
Hayatın
kontrolü bizde değil, hiç kimse yaşamda hangi beklentisinin gerçekleşeceğini,
hangisinin gerçekleşmeyeceğini bilemez. Önemli olan olayları değil, olaylara
verdiğimiz tepkileri değiştirebileceğimizi bilmektir. Farklı bakış açılarına,
seçeneklere, hayatın size sunduğu diğer olasılıklara odaklanmak, kederlerinden
kederlenmeyi bırakmak, olan her kötü şeye rağmen yaşamın güzelliklerini fark
etmeyi sağlar. Yaşam uzun bir yolculuktur. Bugün yağan yağmur yarın yağmaz.
Bir de tekrar
eden sorunlarımız var. Hep aynı sorunları üs üste yaşıyoruz. Bunun önüne nasıl
geçebiliriz?
Tekrar eden
sorunlarımız, değiştiremediğimiz bakış açılarımızın, düşüncelerimizin bir sonucudur.
Bir yemek yapıp içine hep aynı şeyleri koyarsanız farklı bir tat almayı beklememeniz
gerekir.
GÜNLÜK HAYATTA YAPILABİLECEK OLUMLU DÜŞÜNME
PRATİKLERİ…
*Değiştirmeye çalıştığınız olumsuz bir
kalıp, düşünce veya duygu seçin, belirli
bir süre boyunca ikna olana kadar her gün, her aklınıza geldiğinde kasıtlı ve
bilinçli bir şekilde bundan kurtulmayı başardığınızı ve yerine arzu ettiğiniz
başka bir şeyi koyduğunuzu hayal edin. Zihninizde tüm ayrıntıları ile
canlandırın. Hatta resmini yapın ya da kolaj(kesyap) çalışması, beğendiğiniz
şeyleri kesip yapıştırın.
*Bunu
yapmak için kendinize özel bir zaman ayırın, 15-20 dakika bile olur.
*Size
heyecan veren, umut veren, kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan şeyleri
hatırlatan eşya, obje, resim, kitap vb seçin. Evinizin bir köşesini bu minik
hazinenizle düzenleyin. Ara sıra bir göz atın, bir şeyler ekleyin, çıkarın.
*Başardığınız,
değiştirdiğiniz şeyleri gösteren minik sembolleri ( eşya, obje vb.) bu köşeye ekleyin.
Çılgın renkler, şekiller, dikkatinizi çeken şeyler olsun.
*Sizi
negatif etkilediğini düşündüğünüz insanlarda, olaylardan ve ortamlardan uzak
durun. Sorumluluğunuz önce kendinizdedir.
*Yeni bakış
açınıza yakın bulduğunuz insanlarla daha yakın olun veya bir gruba, bir
topluluğa katılın. Yeni bakış açıları, bilgileri öğrenmek için okuyun,
araştırın.
*Her gün
kendinizi iyi hissetmenizi, bazı şeyleri değiştirdiğinizi anlamanızı sağlayacak
bir şey yapmayı alışkanlık haline getirin. Örneğin, kendinize bir minik hediye
almak, yemediğiniz bir yemeği denemek, yürümediğiniz bir yoldan otobüsten yarı
yolda inip yürümek gibi.
*Her gün
aynaya bakıp kendinize “Seni seviyorum, burada olman önemli, bunu hep hatırla,
senin burada olman bir mucize” deyin. Buna inanıp inanmamanız önemli değil,
yeter ki her gün söyleyin.
*Aklınıza
gelen bütün kötü düşünceleri silip atın. Ya da olumsuz düşünceler beyninizi
sardığında kalkıp egzersiz yapın; beyin fiziksel aktivite sırasında saçmalamayı
bırakır.
*Sizin için
değerli olan şeyleri özenle seçin, onlardan vazgeçmeyin, onları takdir edin.
Sahip olduklarınıza şükredin. Bu bazen derin nefes almak, bazen hep istediğiniz
bir eşya, bazen bir bardak çaydır.
*Sevdiğiniz
insanları “kendi değerlerinize” göre seçin ve ne yaparlarsa yapsınlar ya da kim
ne derse desin onlardan asla vazgeçmeyin. Sevgi akılda değil, yürekte yetişen
bir çiçektir.
*Bazı
insanların da size tahammül etmek için uğraştıklarını unutmayın. Az konuşun,
çok gülün, akıl istenmedikçe vermeyin.
*En
önemlisi dünyaya bir çocuğun meraklı gözlerinden heyecanla ve yüreğinizden
keyifle bakmayı unutmayın. Dünyanın hala yeni keşiflere ihtiyacı var.
*Aklınız
karıştığında ya da üzüldüğünüzde gökyüzüne bakın. Orası içinde bulunduğumuz bu
muazzam evrene açılan bir kapı ve sizin gibi hala nasıl ışıldadığını anlamayan
milyarlarca yıldız var.